NOTICE Notice: This is an old thread. The last post was 1533 days ago. If your post is not directly related to this discussion please consider making a new thread.
+ Yeni Konu aç
Sayfa 3 Toplam 11 Sayfadan BirinciBirinci 1234567891011 SonuncuSonuncu
Toplam 21 adet sonuçtan sayfa başı 30 ile 105 arası sonuç gösteriliyor.

Konu: Harrison Mixbus 2

Bu konu 15125 kez görüntülendi 104 yorum aldı ...

Harrison Mixbus 2 15125 Reviews

    Konuyu değerlendir: Harrison Mixbus 2

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 15125 kez incelendi.

  1. #21
    Değil 2 dakikalık fark, isterseniz aynı partisyonu üstüste 2 defa çalın. 2 çalımınızda birbirinden farklı olacaktır ( zamanlama ve velocity ve mesela vocal kaydediyorsanız pitch bakımından ). Hatta 2 kayıt esnasında ufacık bir yer değiştirmeniz, öksürmeniz, gitarı tutuş açınızı ufacık değiştirmeniz bile bunlara sebep olur.

    Evde mikrofonunuz varsa gelin bir test yapın ve görmüş olalım. Eğer ses kalitesi değişiyorsa her şekilde değişicektir. Yani ne kaydettiğinizin bir önemi olmamalı. Telefonunuzdan bir parça açın. Telefonunuzu mikrofonlayın ve sakın ama sakın telefonun yerini ve ses tonunu değiştirmeyin. İlk önce a programında sonra b programında kaydedin. Sonra gelin isimlerini yazmadan buraya koyun. Arada fark olmadığı gayet net bir biçimde anlaşılacaktır. Hatta jitter ( clock ) dan dolayı olmayabilir fakat şöylebirşey de yapın :

    2 farklı dawda kaytettiğiniz aynı parçayı tek daw a atın daha sonra parçalardan birinin fazını ters çevirin. Görüceksinizki nerdeyse hiçbir ses çıkmayacak


  2. #22
    Alıntı Xtansion Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yani kısaca gelişen teknoloji ile birlikte artık cubase protools logic yanlız değiller..
    Profesyonel olarak düşünürsek yalnızlar ve 10larca yıl da yalnız kalacaklar. Ev kullanıcıları içinse farklı alternatif olacaklar.


  3. #23
    Alıntı Kerem Çelik Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Profesyonel olarak düşünürsek yalnızlar ve 10larca yıl da yalnız kalacaklar. Ev kullanıcıları içinse farklı alternatif olacaklar.
    Burada ki temel etken daw lar arasındaki kalite farkı değil alışkanlıklar bana göre..

    İmac İ5 - Apogee Duet 2 - Dynaudio BM5A - SE X1 - Audio Technica ATH-M50 - M-Audio K.eystaion 61 - Yazılımlar : Cubase Pro 8 - Eiosis Air EQ - Dell 23 Ips

  4. #24
    Alıntı G3production Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bende memnun oldum evet galiba bu konuda anlaşamayacağız. Hayatımda beş parasızda kalsam günümü geçirecek daha iyi bir şey bilmiyorum. Oyüzden müzik hayatım, hayatım müzik oldu. Keşke okulu bitirseymişsiniz. İşimize yaramaz dediğimiz şeyler daha sonradan hayatın bir noktasında karşımıza çıkıyor malesef.

    Gitarist1975,

    Kaçırdığın tek bir nokta var. 2 farklı kayıt almışsın. Sonuç olarak aynı notalarıda çalsan farklı çalımlar. Yani yapmaya çalıştığın karşılaştırma doğru bir karşılaştırma yöntemi değil malesef. Aynı programdada 2 farklı kayıt alsan yine dediğin farkı görürdün.

    Türkçe yazılmış şu yazıyı okumanızı rica edip son kez bu konuda konuşuyorum

    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

    Yazıda geçen bir bölümüde koyuyorum :

    Ses kalitesine gelelim.

    Her bir yazılımın sesi üretmek, saklamak, düzenlemek ve dışarıya aktarmak için kullandığı matematiksel hesaplamalar, algoritmalar arasındaki farklar ya hiç yok ya da bu fark insan kulağıyla ayırt edilebilecek düzeyde değil. Dolayısıyla yazılımların herhangi birinin bir diğerine göre üstün olduğu iddialarına pek kulak asmayın. Esas farkı yaratan sizin kayıtları gerçekleştiriken kullandığınız ses kartı, preamplifikatör, mikrofon, kablolar, ve duyumu sağlamak için kullandığınız hoparlörler, kulaklıklar veya çalıştığınız odanın akustik özellikleri olacaktır.
    kaydı mikrofonla değil line dan kabloyla yapmıştım dolayısıyla mikrofonlama açı vs gibi etkenler söz konusu değil.bunu ispat etmek için cakewalk yükleyip kayıt yapmak lazım aradaki fark öyle az bir fark değildi ayrıca.ben yaşadığım olayı aktarıyorum.aslında daw lar arasında bir fark olmadığını bir çok yerde bende okudum ama yaşadıgım bu tecrübe fikrimi değiştirdi


  5. #25
    Daw lar arasında fark yok olayı yıllardır süregelen bir şehir efsanesidir bana göre..Herkes kullandığı daw ı yere göğe sığdıramaz..Alışkanlıklar buna sebeptir genelde..Kullanım kolaylıkları etkendir..Ben cubase 7 den Studio One 2 ye geçtiğimde aldığım duyumun farkı olmadığına hiç bir kimse, hiç bir matematik hesabı inandıramaz..Ben kulağıma inanırım..Yoksa cubase 7 yi satıp studio one almazdım zaten..Mesela şimdide harrison mixbus 2 alacağım..Daw olayında her zaman orjinal kullanmaktan yanayım..Bu nedenle yenilere biraz şans vermek gerektiğine inanıyorum..Bırakalım artık bu geleneksel düşünce tarzınıda ufkumuzu genişletip yeni çıkan ekipman, yazılım vs ne varsa detaylı inceleyip fark olup olmadığını anlayalım..Her zaman yenilikleri takip etmekte fayda var..

    okidoz - ait avatar

    okidoz

     H:i, jS M Y #718 

    Ağzına sağlık hocam, aynı düşüncedeyim...



    İmac İ5 - Apogee Duet 2 - Dynaudio BM5A - SE X1 - Audio Technica ATH-M50 - M-Audio K.eystaion 61 - Yazılımlar : Cubase Pro 8 - Eiosis Air EQ - Dell 23 Ips

  6. #26
    Alıntı Xtansion Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Günaydın arkadaşlar..
    Hani biliyorsunuz artık, akşamları nete girmiyorum..Bu nedenle kendi içinde bulunduğum tartışmalara dahi gün içinde katılabiliyorum.

    G3 arkadaşım..Öncelikle bizimle ismini paylaşırsan çok memnun olurum şahsım adına..Hani biz burada çekirdek bir aile gibiyiz..Herkes birbirinin ismini, ne iş yaptığını vs bilir..Birbirimize farklı şekillerde hitap ederiz..
    Kimi zaman yaşca büyük olanlara saygımızdan "abi", kimi zaman yaşanmışlıkları olanlara "hocam", kimi zaman kendimize akın hissettiklerimize "kardeşim" kimi zaman sadece ismi ile..
    Seni tanımadığım için nasıl hitap edeceğimide bilemedim.Benden büyükmüsün, yoksa genç bir arkadaşımızmısın, müzikal geçmişin nedir vs..Eğer profilinde yazdığın yaş doğru ise, oğlum yaşıyor olsaydı ondan 1 yaş büyük olmuş olacaktın ki, bu durum tabiri caizse oğlum yaşındasın gibisinden bir cümle ile ifade edilebilir..Tabi bazı özellerini kendine saklaman kimseyi rahatsız etmez, ancak en azından kendinden biraz bahsedersen samimi bir ortam içine girmiş oluruz..
    Şimdilik sadece G3 diye hitap edeceğim müsadenle..

    Bazen hiç bir şey bilmiyor gibi görünen insanların aslında içinde bir yerlerde bir şeyler vardır..Bunu kendi bile bilmez..Aslında çok şey biliyor ama ifade edemiyordur veya bunu ortaya çıkaramıyordur..Bazen çok şey bildiğini iddaa edenlerin aslında hiç bir şey bilmedikleri de malumdur. Sadece yüzeysel olarak yükleme yapmışlardır..Ben çok kitap okudum deyip akşama kadar Barbara Cartland veya Agatha Christe okuyan bir insanın bilgi dağarcığı ve Gorki, Balzac, Nietzsche, Camus vs okuyan insanların bilgi dağarcıkları ve hayata bakış açıları arasında dağlar kadar fark vardır..Görüntüde ikiside çok kitap okurlar ama iş eyleme döndüğünde biri diğerinden ayrılır..

    Aramızda çok bilgili, çok yaşamış, çok görmüş insanlar var..Pek tartışmalara katılmazlar ama belli zamanlarda çıkıp öyle birkaç cümle kurarlar ki, o zaman vay be der insan..Bunları bilmeyiz, ancak konuşurlarsa anlarız..Bu nedenle birbirimizi henüz tanımadığımız için, yaşanmışlıklarımızı, vakti zamanında neler yaşadığımızı, neler bildiğimizi, neler bilmediğimizi tahmin edebilmemiz gerçekten zordur..Tek bir gerçek vardır ; kimse mükemmel değildir..Kimse herşeyi bilmez, bilmesinin mümkünatı yoktur. İnsanlığın bana göre en büyük değeri, birbirleri ile bildiklerini paylaşınca ortaya çıkar..Bu yazdıklarımı ne amaçla yazdığım sanırım anlaşılmıştır..
    Şimdi geçelim asıl mevzuya ;

    İnsanlar, şirketler, holdingler vs...Dünyada bulunuş amaçları para kazanmaktır..Duygusallığı bir kenara bırakalım..Herkes daha fazla, çok daha fazla kazanmak ister..Bu kimin için bir ego tatmini, kimin için rahat yaşama isteği, kimi için sadece hayatta kalabilme isteğidir.. Asıl amaç para kazanmak olduğuna göre, müziği sadece ruhumuzu okşayan bir durum olarak görmemek lazım..Sektörün amacı para kazanmak..Hele ki bulunduğumuz yüzyılda..
    Şimdi böyle bir ortamda ; olaya bu pencereden yaklaşmak gerektiğine inanıyorum..

    Harrison firmasını örnek alalım..Bu adamlar konsol üreticisi, ticari stüdyolar için consollar üretiyorlar..Yani bizim dememizle masa..30 bin dolara da masaları var, 70 bin dolara da..Tamamen atıyorum ; 30 bin dolara sattıkları masayı 15 bin dolara ürettiklerini varsayalım..Advertising çalışmaları vs çıktıktan sonra consol başı 10 bin dolar kazandıklarını düşünelim ve firmanın durumuna virgül koyarak firmanın hitap ettiği kesime geçelim,

    3 Tip kullanıcı var olduğunu varsayalım..Büyük ticari stüdyolar, orta ölçekli ticari stüdyolar ve home stüdyolar..Büyük ticari stüdyolardan kastım birebir büyük isimlerle çalışan stüdyolardır ve bunlar teknolojiyi en yakından takip etmek zorunda olan oluşumlardır..Eksik kaldıklarında, onların eksiklerini ortaya çıkaracak, rakipleri mutlaka vardır..Bu nedenle bu tür stüdyolar firmaların tüm ürünlerini çok yakından takip ederler...
    Orta ölçekli ticari stüdyolar ise genelde daha isimsiz kişilere arada iş yaparak varlıklarını sürdürmeye çalışan stüdyolardır..Bu tür stüdyoların sonu her zaman kapanıp gitmektir..Bugün olmasa yarın kapanırlar..Çünkü, zaman zaman maddi imkansızlıklardan, kendini geliştirmeme durumlarından dolayı hep arada kalmışlardır..Ünlü isimler için çok basit, diğer iş yaptıran kişiler içinse pahalı gelirler..Tıpkı elindeki 3-4 ekipmanla aranje başı 5000 TL isteyen tuhaf insanlar gibi..
    Son olarak ta home studio lar..Sayıları ticari stüdyolara göre binlerce kat fazladır..Çünkü home stüdyo kurmak sorun değildir..İsteyen herkes bir ses kartı, orta seviye bir monitör ve bir pc ile bu stüdyoları kurar..Kimi zaman sadece öğrenmek isteği, kimi zaman ***fe keder, kimi zamanda hafif ticari istek ile hareket ederler..

    Firmalar bütün bunların analizini yapmak için bünyelerinde bu konuda bilgili insanlara büyük paralar ödeyerek çalışma yaparlar..Hitap edecekleri kesimler kendilerini bu var olma savaşı içinde kalıp kalmayacaklarının kararını verecek kesimlerdir..

    Firmalar net üzerinde çalışma yaparlar..İstedikleri şeyleri sanal ortamda yayarlar..Örneğin A firması benim şu ekipmanımın şu artıları vardır der, bir Xa( firmanın elemanı ) kişisi çıkar evet ben kullandım harbiden adamlar yapmış der..Sonra Xb( firmanın diğer elemanı ) çıkar evet ya adamlar yapmış abi der..Bu muhabbet Xc-Xd vs vs kişilerinin katılımları ile büyür gider..Amaç insanların bilinçaltına bu ekipmanın + ları olduğu fikrini empoze etmektir..Birçok kişi araştırmadan, beklemeden, hemen o ürüne yazılanlara göre zıplar..İşte dananın kuyruğu burada kopar..Bu kişi halktan biridir ve bu ekipmanı Xa ve diğer X lerin konuşmalarına göre almış kullanmış ve gerçeği görmüştür..İşte burada X devreden çıkar ve Ya lar b ler c ler devreye girer..Bunlar tarafısız gözlemcilerdir..Firma bu ürününde başarılı ise ürününü satmaya devam eder, eğer Y ler bu konuda firmayı yalanlarlarsa o ürünün satışı artık azalır, ta ki V2 versiyonu çıkana kadar..Firma aynı şeyleri aynı ürünün ikinci versiyonu içinde yapar ve ne gariptir ki yine aynı şeyler olur ve bu devran böyle sürüp gider..Ama bu süreç uzadıkça Y lerin o firmaya olan güvenleri kaybolur ve belki V4 V5 lerinin satış oranları artık eskisi gibi değildir ve firma unutulur gider..

    İşte bu nedenle firmalar iyi bir strateji izlemek zorunda ve hitap edecekleri kesimleri, ürünlerinin lansmanını ve advertising olayını dengeli ve akla yatkın yapmak zorundadırlar..

    Konumuz olan Harrison a geri dönersek..Adamlar konsol başı 10 bin dolar kazanıyorlar diyelim..Kaç kişi 30 bin dolarlık konsol alır ?
    Bu konsoların hitap ettiği kesim sadece ilk grupta ki Büyük ticari stüdyolardır..Harrison bu konsollardan kaç tane satabilir yılda ?..20-30-50 yani ortalama bu kadar satar.. Çünkü çok SSL vs gibi çok büyük rakipleri vardır piyasada..Diyelim yılda 100 konsol sattılar..10 bin dolardan 1 milyon dolar kazandılar..Ama bu yetmedi, firmanın kendini geliştirebilmesi için bunun çok daha fazlasını kazanması gerekiyor..
    Bu durumda hitap ettikleri kesimi genişletmeleri gerekiyor..Nasıl yapacaklar bunu ? Ya ucuz ekipman geliştirecekler, ya hardware e göre çok çok az daha maliyetli olan software e yönelecekler..
    Hardware ile para ile geliştirilen, software ler insan zihni ile geliştirilen durumlardır sonuçta..Hangi ülke olursa olsun paraya verilen değer, insanın zihnine verilen değerden daha yüksektir..Bu durumda software piyasası kızışmıştır artık..

    Peki Harrison ucuz ekipman üretebilirmi ?..Bunu elbette düşünmüşlerdir..Ancak ürettikleri ekipman öyle bir ekipman olmalıdır ki meşhur Harrison Konsollarının yarattığı karizmayı çizmemelidir..Bir maliyet hesabı yapılır ve imkan varsa üretilir..Ama bu çoğu zaman yapılamaz, çünkü uygun maliyetlere Harrison konsollara yakın bir hardware üretilecek durumda değildir..
    Bu durumda devreye rakamlar, harfler girer..Bir yazılımcı grubu ile anlaşılır ve maaşlı eleman olarak çalıştırılmaya başlanır..Bu elemanlar yüzyılın yazılımınıda yapsalar maaşlarını bilirler..Yani çok iyi bir yazılımda oluşşa, berbat bir yazılımda ortaya çıksa firma aynı parayı öder..Sadece anlaşmaları gereği prim vs gibi durumlar söz konusu olur..

    Peki Harrison bu yazılımı nasıl satacaktır ?..Konsollarının elde ettiği başarıya paralel olarak bir yazılım yazmak zorundadır..Bu yazılım hem kaliteli olmalı, hem fiyat açısından home stüdyo kullanıcıları tarafından ulaşılabilir olması gerekmektedir..
    Aynı zamanda bu yazılım öyle bir ayarda olmalıdır ki, konsolların satışına engel olacak kadar iyide olmamalıdır..
    Mantıken harf ve rakamlarla oluşturulan bir sound un, devrelerle oluşturulan bir sound ile aynı olması imkansızdır..Olsa olsa çok yakın olabilir..Bu ayarı da firma verir..Bazen öyle bir yazılım yapılır ki, bu farkı normal dinleyici kulağı bir ayırt edemeyebilir..

    Bütün bunlar firmanın satış politikaları ile ilgili bir durumdur..Şimdi bu firma 100 konsol satarak 1 milyon kaznıyorsa, sayı olarak büyük ticari stüdyoların belki 1000 katı olan home stüdyolara 200 dolarlık bir yazılımdan 100 bin adet satarak 20 milyon kazanır..Çünkü 200 dolar herkesin ulaşabileceği bir rakamdır..Ama ulaşabilirliği dahada artırmak için çok iyi bir yazılım ve çok iyi bir fiyat politikası izlemek durumunda kalınmalıdır..

    Harrison bu ürününü piyasaya sürerken, analog konsollara en yakın sound a sahip yazılım sloganı ile piyasaya sürdü..Ve öyle bir politika izlediki, fiyat yerlerde idi..39 dolarlık bir başlangıç fiyatı ile piyasaya sürülen ürün için aslında bu fiyat politikası ciddi bir riskti..

    Çünkü insanlar ucuz ürünlerden korkarlar..Kaliteli değil imajı oluşur kafalarında..İnsanlar bu imajı kırmak zorundadırlar..Hemen ortaya Xa lar b ler çıkar...Bu ürün ucuz ama kaliteli olgusu yayılmaya çalışılır..Ama bu olgu yayılırken unutulmamalıdır ki, bunu mutlaka birileri alıp deneyecek ve X faktörünü ortadan kaldıracaktır..

    Sonunda birileri 39 dolardan bu yazılımı edinirler ve kullanırlar..Firma öyle iyi bir iş çıkarmış ve söyledikleri ile ortaya çıkardıkları o kadar doğru bir üründür ki, insanlar deli gibi almaya ve yorum yapmaya başlarlar..Bunun doğal sonucu olarak ürünün fiyatı önce 49 daha sonra 79 ve en sonunda 219 dolara kadar çıkmıştır..İnternet üzerinde firmanın söylediklerinin doğruluğu binlerce kişi tarafından konuşulmaktadır..
    Firma yürüttüğü bu riskli ve aynı zamanda doğru politika ile isteğine ulaşmış ve bir sonraki ürünü için satışı garantilemiştir..

    Yazılım da olsa, hardaware de olsa firmaların para kazanma istekleridir aslolan..Her ne kadar kodlarla, devreler aynı işi çıkaramasalarda, gelişen teknoloji ile birbirne yakın işler yapabilmektedirler..Aradaki uçurum kadar olan fiyat farkları firmaların satış politikalarından ve yatırımlarından fazla birşey değildir..

    Gelelim Harrison Mixbus 2 nin farkına..
    Taner kardeşiminde dediği gibi müzikte çoğu durumda hissettiğinizi kelimelere dökemezsiniz..Müzik ruh işidir..Evet matematiğide vardır ama bazı durumlar matematikle ölçülmez ruhunuzla ölçer biçersiniz..Bir bass gitarın sound unun nasıl geldiğini belki ifade edebilirsiniz..Etli geliyor dolgun geliyor vs vs..Veya bir akustik gitarın tonuna yorum yapabilirsiniz..Ancak komple bir eseri dinlerken bu ayrımı kulağını ruhunuz hissediyordur ama , beyninizden gelen sinyaller elinize söz geçiremiyordur yazamazsınız..

    İki demo örneği verdim bu başlıkta..İyi monitörlerle dinlerseniz aradaki farkı eminim sizde hissedeceksiniz..Eğer daha önce analog bir mixing aşamasında bulunduysanız çok daha rahat hissedebilirsiniz zaten..

    Bunun dışında analog olayında ekipmanın önemliysede, en önemli olgu enstrumanların canlı çalınması olayıdır..Midi sinyali olarak gönderilen ve vst lerin ses bankaları ile oluşturulup audio ya çevirilen bir gitar kaydı ile canlı çalınan bir kanalda oluşan gitar kaydı malumunuz üzere çok farkldır ve sound a etkisi ekipmanların etkisinden çok daha büyüktür..Mutlaka ve mutlaka bir projenin anlamlı gelebilmesi adına en azından bas gitrar ve akustik gitarın canlı çalınması gereklidir..Siz midi olarak sinyal gönderip audio ya çevirdiğiniz bir gitar kaydına hangi ekipmanlar ile hangi işlemleri uygularsanız uygulayın canlı bir gitar kaydından alacağını ***fi ve duyguyu alamazsınız..

    Müzik sektöründe paraya verilen önemin kaliteye verilen önemden fazla olması nedeniyle, elektronik ortamda oluşturulan ve canlı kayıt yapılmadan sadece bilgisayar aracılığı ile oluşturulan sound lar nedeniyle müzikal kalite son zamanlarda yerlerde sürünmektedir..Herkes albüm çıkarmakta,ve 3 gün sonra yok olmaya mahkum olmak durumunda kalmaktadır..Ancak işi hakkını vererek yapan ve maliyetten kaçınmadan işini yapan insanlar hala ayakta kalabilmektedir.
    Bildiğim birçok sanatçı hala albüm kayıtlarında canlı enstruman kullanmamaktadır..Tamamen stüdyo ortamında maliyetten uzak albümler yapılmaktadır..Tabi bunun sebebleride tamamen artık kimsenin almadığı cd durumundandır..Yapımcılar cd satamayınca herşeyi ucuza maletme hevesinderdirler...

    Demem o ki güzel ve analog sound sadece SSL Masa veya Crane Song compressor lerle olmaz..İyi bir enstrumanistin çaldığı canlı enstrumanlar sound a ekipmandan daha çok katkı yapıyor..İsterseniz bu canlı kaydı plugin ile tonlayın..

    Her geçen gün giderlerden oluşan problemlerden ötürü software piyasası kendini dahada geliştirmekte ve hardware software arasındaki fark giderek azalmaktadır..Ama bilinmelidirki, ne kadar yaklaşırsa yaklaşsın bu fark asla tamamen kapanmayacaktır..Çünkü bu mantık itibarı ile de akla yatkın bir durum değildir..Kaldı ki eğer yapılıyor olabilse bile, yapmayacaklardır firmalar..Herşey firmaların karlılıkları ile ilgili bir durumdan ibarettir..

    Vakti zamanında, bir stüdyo da kankam bana bir ürün gösterdi..SPL Mix Dream XP...Bu bir summing mikser..Bir şarkıyı bu cihazdan geçiripğ bana dinlettiğinde çıkan sound a inanamadım..Muhteşem bir sound geldi kulağıma..Sonra bana dedi ki..Şimdi yeni bir channel strip plugini çıkarmış bir firma..10 dakikada sana bunla tonlayacağım dedi..10 dakika sonra çıkan sound spl ile aldığım sound un birebir aynısıydı..Kaldı ki bu arkadaşım bir ses mühendisidir..Kendisi Berklee den bizzat 4 yıl olkuyarak mezun olmuştur..Öyle bir kulak var ki adamda..Mesela bizeler orta frekansları biraz artır falan gibisinden cümle kurarız şarkıyı dinlerken..Adam şarkıyı cd çalardan dinlerken 155, 372 1680 frekanslarını 1,5 db artır 2,2 db azalt gibi ifadeler kullanıyor ...

    Bu arkadaşımın stüdyo ekipman listesini sizlerle paylaşıyorum..

    Converters:
    Mytek Mastering Converter
    Motu HD192k
    Mix&Mastering Donanımları:
    Elysia Mpressor
    Elysia Museq
    Manley Variable-Mu Compressor/Limiter
    Pendulum Audio PL-2 Analog Peak Limiter
    TL-audio EQ-2
    SSL Duende DSP
    Mikrofonlar:
    Neumann m149 TUBE
    Rode NT-5
    Shure SM-57
    Shure Bg 5.1
    Preamplar:
    Avalon AD2022
    Avalon VT 737 sp
    Bilgisayar:
    Apple Mac Pro Tower Xeon quad core 6gb
    Apple Macbook c2d 3gb
    DAW:
    Steinberg Cubase
    Steinberg Nuendo
    Apple Logic Pro 9
    Monitor&Kulaklıklar:
    Dynaudio bm15a
    YAMAHA NS10-m
    AKG K240 studio
    Pioneer se-m390
    Presonus Monitor Station
    ***board/Synthesizer:
    Roland FP3 dijital piano
    KORG Trinity plus
    Yamaha AN1x
    Emu o6400
    Emu xboard midi cont.
    Access VIRUS

    Bütün bunlar üzerine daha birçok ekipman aldı SPL aldı birkaç tane, SSL ekipmanları aldı...Aldı aldı sattı..Bana diyorki, bazen aldığım ekipmanın pluginden hiç bir fakı olmadığını anladığımda verdiğim paraya acıyorum diyor..

    Öncelikle bu yazıyı üşenmeden okuyan arkadaşlara teşekkür ediyorum.. Kısaca demem o ki ; Firmaların para kazanma hırslarından ortaya çıkan envai çeşit ürüne güvenemek lazım..Bazı firmaların söyledikleri ile yaptıkları örtüşmüyor..
    Bazı firmaların ise söyledikleri ile ortaya çıkardıkları birebir örtüşüyor..

    Harrison Mixbus 2 de bunlardan biri..
    Değerli arkadaşım yazınızı okudum...

    Midi ve analog kayıtlar ve Özellikle yazılım firmalarının stratejileri ile ilgili görüşlerinize katıldığımı belirtmek isterim.

    Zaman ayırıp bunca bilgi ve deneyimlerinizi paylaştığınız için asıl ben size teşekkür ediyorum.
    Güzel günler kardeşim...


  7. #27
    Alıntı gitarist1975 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kaydı mikrofonla değil line dan kabloyla yapmıştım dolayısıyla mikrofonlama açı vs gibi etkenler söz konusu değil.bunu ispat etmek için cakewalk yükleyip kayıt yapmak lazım aradaki fark öyle az bir fark değildi ayrıca.ben yaşadığım olayı aktarıyorum.aslında daw lar arasında bir fark olmadığını bir çok yerde bende okudum ama yaşadıgım bu tecrübe fikrimi değiştirdi
    Line'dan girersenizde zamanlama- velocity ve ufak pitch değişiklikleri olur. Söylediğiniz şeyi ispat etmek istiyorsanız yukarda yazdığım test yöntemi en uygun yöntemdir


  8. #28
    Açıkcası ben de DAW ın fark yarattığını pek düşünmüyorum.Kullanılan hardware daha önemli bence ki farkı bunlar yaratıyor...
    Bizim onun öyle olduğunu düşünmemizi sağlayan bazı psikolojik etmenler var sanırım, kullanım kolaylıkları,alışkanlıklar v.b.

    Ch.


    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...





  9. #29
    Dostlar Merhaba,

    Burada bence DAW kavramına en temelden bir giriş yapmak lazım. DAW: Digital Audio Workstation yani "dijital ses istasyonu" (ya da "dijital ses işleme istasyonu). Herhangi bir DAW ile kayıt alırken, ses sinyalinin hangi noktalardan nasıl geçtiğini düşünmekte fayda var.

    1-Kayıt esnasında "line" diye tabir edilen giriş ucuna, kayıt için kullanmış olduğumuz (mikrofon, gitar vs) cihazdan gelen analog sinyal uygulanır.
    2-Bu analog sinyal, kullanmış olduğumuz ses kartı yardımı ile örneklenip, kodlanarak dijital hale getirilir (1'ler ve 0'lar burada devreye giriyor )
    3-Kullanmış olduğumuz DAW yazılımı yardımıyla da bu dijitale çevrilmiş olan sinyaller, eş zamanlı olarak kayıt altına alınır.

    Bu mantıkla düşündüğümüzde; kayıt esnasında DAW'ın yaptığı tek şey, kendisine iletilen 1 ya da 0'ları olduğu gibi kayıt altına almak olacaktır. Aynı donanım kullanılarak alınan 2 kayıt birbirinden farklı olması için iki ihtimal var:

    a) Gerçekten, kayıt esnasında "line" ucuna uygulanan analog işaretlerin birbirinden farklı olması
    b)DAW'a iletilen dijital sinyallerin birbirinden farklı olmasını gerektirir. Bu da ancak, kullanmış olduğunuz ses kartındaki Firmware yazılımının (yani analog sinyalden dijital sinyale dönüşüm yapan algoritma) kararlı çalışmaması ve dönüşüm esnasında farklı sonuçlar vermesi ihtimali ile gerçekleşebilir.

    Eğer ses kartımız kaliteli ve stabil çalışan bir ses kartı ise; yukarıda anlattığım mantıkla iki kaydın %100 oranında aynı olması gerekmektedir.

    DAW terimindeki "ses işleme" ifadesi (yani gerçek anlamda ses sinyali üzerinde işlem yapmaktan bahsediyorum), ancak kayıt alındıktan sonra yaptığımız düzenlemeler konusunda etki etmektedir.

    Saygılar,
    Tezcan

    Konu tezcankoray tarafından (15 Eylül 2014 Saat 01:46 ) değiştirilmiştir.

  10. #30
    Alıntı Xtansion Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Burada ki temel etken daw lar arasındaki kalite farkı değil alışkanlıklar bana göre..
    Evet, en büyük etmen alışkanlıklar. O yüzden kimsenin "aa bak şu DAW analoga daha yakın soundda, şunun ses motoru daha iyi işleme yapıyor, şunda alınan kayıtlar daha berrak, bunda mastering yapan ilk kişi kör olmuş" vs vs umrunda olmuyor açıkçası.

    Diğer bir etmende zaman ve maddi kayıp. Yeni bir DAW'a alışmak hem alacağınız işlerden sizi alı koyacak, büyük maddi kayıplara yol açacak, hem içini dışını öğrenmek, kolaylıklarına alışmak, hatalarını görmek için zaman kaybı yaşatacak.

    O yüzden bence, 3 büyük DAW hala yalnız ve 10larca yıl yalnız kalacaklar. Belki sonradan gelen gençlerden birisi, Studio One, Harrison, Reaper vs diğer yazılımlarla dünyayı sallayacak işler yaparsa değişir. Yoksa bu şekilde gelen yorumlarla çok zor...


Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:00.
Powered by vBulletin® Versiyon 4.2.5
Copyright © 2018 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
Webmaster Düzenleme Can KIRCA
© 2010-2017 MüzikTeknolojileri.net ®
vBulletin like sistemi:eTiKeT™