+ Yeni Konu aç
Sayfa 1 Toplam 31 Sayfadan 123456789101112131415161718192021222324252627282930 ... SonuncuSonuncu
Toplam 1 adet sonuçtan sayfa başı 10 ile 303 arası sonuç gösteriliyor.

Konu: Müzikal Öyküler...

Bu konu 37000 kez görüntülendi 302 yorum aldı ...

Müzikal Öyküler... 37000 Reviews

    Konuyu değerlendir: Müzikal Öyküler...

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 37000 kez incelendi.

  1. #1

    Red face Müzikal Öyküler...

    Bir aletle bir insanın duygusal birliktelğine dair kısa öykü

    YOL ARKADAŞIM

    ROLAND / CPM-120II/ POWERED MIXER


    Emektar dostum ve yol arkadaşımdı/Mehmet Akif in Küfesi gibi/

    Son zamanlarda Stereosu çalışmıyordu. Tamire götürdüm.

    Adam baktı; Yok ki abi bunların parçası dedi. Bunlar tedavülden kalkalı epey oldu.

    Canım sıkıldı, tam gidecekken; Ama şimdi gelmişsin hazır buraya kadar, seni boş çevirmeyelim diye ekledi.

    Günlerden cumartesi, gelen giden imamın müezzinin müzisyenin haddi hesabı yok.

    Ortam ilgimi çekti takıldım. Arkadaş bir yandan gelip gidenlere /düğün mevlüt vs../malzeme kiralıyor satıyor, arada benim emektara el atıyordu.

    Neyse sonunda yoldaşımın özel bir parçası o arada bulunan sıradan bir parça ile değiştirildi. İki kanalı da çalışmaya başladı.

    Bi sevindim ki sormayın...

    Bir koşu sevinçle eve gelip Sistemi kurudum. Baktım ki iki kanal da çalışıyor ama biri hem bulanık hem de bilmem kaç desibel farklı...

    Boş ver dedim yol arkadaşıma takma kafana. Sen ki beni sırtında yıllarca taşıdın, ben seni mono da dinlerim.

    Bir Sevindiki sormayın...

    Müzik Teknolojileri Forumlarındaki İçeriğindeki Benzer Konular:

  2. #2
    Forumda bahsettimi hatırlamıyorum ama benim müzikal öyküm şu şekilde;

    Galiba 2006 Temmuz idi, Cihangir' deki evimden ve, ev arkadaşlarımdan, aslında çoklu ev paylaşımından sıkılmıştım, tek başıma eve çıkma kararı alıp ev arayışına girmiştim, Halıcıoğlu' nda bulmuştum çünkü ozamanlar Tünel' de müzik mağazam vardı işe yakın olsun diye, neyse araba tutup taşındım ve o gün dumanım çıkmıştı, bir kaç sokak ileride oturan arkadaşlarım " çok yoruldun gel bu gece bizde kal" dediler çokta cazip bir teklifti değerlendirdim. Ertesi sabah işe gittim dükkanı açtım, akşam oldu dükkanı kapadım evin yoluna koyuldum tek hayalim tüp alıp duş almaktı tüpçüyle birlikte yeni evime girdim o sıra farkettim ki salonun ışığı yanıyor, açık bırakmadığımdan emindim, salona girince herşey belli oldu, çünkü herşey dağıtılmıştı ve ben soyulmuştum, gözlerim gitarımı aradı ama malesef yoktu bir çok değerli eşyalarım gibi...

    İşin trajik yanı ertesi gün Erzurum' da konserim vardı ozamanlar çalıştığım sanatçıyla, polis evde parmak izi alırken ben dışarıda gün batımını izledim. Sağolsun arkadaşlarım ekipmanlarını verdiler bir dönem ödünç enstrumanlarla konserlere gidip geldim.


    Aradan 4 yada 5 ay geçmişti dükkanda otururken bir telefon geldi, dükkancı bir abimiz, dükkanına yerine bakmamı istedi 1 saatliğine bir işi olduğundan, bende kabul edip onun dükkanına geçtim, sonra bir dostum uğradı laflıyorduk, bir süre sonra içeriye iki çocuk girdi 16- 20 yaşlarında, fakat daha girmeden önce sırtındaki GİG BAG tanıdık geldi, girdiler ve

    -Gitar alıyormusunuz?

    Diye sordular, bende "Evet nedir?" dedim, "Abi bas gitar bak" dediler, gig bag' in fermuarını biraz açtığımda ve aralandığında benim elektro gitarım olduğunu anladım ve kafamdan değil beynimden aşağıya kızgın sular döküldü sanki, derin nefes alıp gitarı çıkardım, ve bir yandan da o anki heyecanıma el titrelemelerime engel olmaya çalışıyordum belli etmemek için, ve öfkemi de dizginlemeye çalışıyordum çünkü birer müzisyen olarak neler hissettiğimi anlayabilirsiniz. O sıra arkadaşıma bir göz işareti yaptım, çok yakın olduğumuzdan beni anladı ve durumu belli etmedi, tek giriş olan kapının önüne gitti, sağolsun kendisi HE-MAN yada CONAN' dan bozma bir cüsse ve kuvvete sahip bebek ruhlu altın kalpli biridir. Ben ise sakin olmaya kontrolü elden kaybetmemeye çalışıyordum, en doğru hareket ne olmalıydı acaba? O anki sinirime yenilip tekme tokat girseydim, benden kurtulsalar arkadaşımdan kurtulamayacaklardı hadi onuda başarsalar bütün tünel esnafı liğme liğme ederdi onları olayı ve beni gördüklerinde, donuç olarak haklıyken haksız duruma düşerdim. "Peki başka bir şey varmı?" diye sordum diğeri sırtındaki çantayı indirdi ve "Ayaklığı Var" dedi, çantayı açtım ve bir şok daha, çalınan prosesörüm, bu sefer ayaklarımdan yukarıya doğru kızgın sular çıktı, bende renk menk kalmadı. "Peki kaç para istiyorsunuz?" diye sordum, "Ben internetten baktım 5000$" dedi, Derin bir nefes alıp karar verdim ve;

    -Peki siz burada bekleyin ben bankaya para çekip geleyim dedim.

    Arkadaşıma işareti çaktım ve dışarı çıktım, polisi aradım, durumu bahsettim, biraz zaman aldı amacebimden sivil polisler aradı, dükkanın karşısında beklediler, o sıra bu şahıslar dışarı çıkmışlar arkadaşım gitarları vermemiş tabi CD satan yer sormuşlar, neyse 10 dakika sonra geldiler ve polislere işaret ettim geldiler tutukladılar. Sonrasında Emniyette ter dökülen saatler geçirdim ama gitarın ve prosesörün bana ait olduğunu ıspatladım ki kilit iki akılcı noktadan biriydi bu.

    İlki olay anında zabıt tutturmam ve ifademde nelerin kayıp olduğunu belirtmemdi, zaten soyulduktan sonra polisi çağırmamın nedeni buydu yoksa giden şeylerin bulunacağına ve hırsızın yakalanacağına %90 inanmıyordum yada beklemiyordum diyelim.

    İkincisi ise gitarıma bana ait olduğunu belli edicek bir işaret koymamdı, Gitar strat' tı arka yayların olduğu kapağı açıp yayları çıkardığınızda bir işarete rastlıyordunuz kendi tasarladığım bir logoydu, gitarımın bir çok ayırdedici özelliği vardı ama bana ait olduğunu ben bu şekilde ıspatladım, önce kağıda çizdim sonra yan odada polisler açıp bakıp gördüler işareti. sonrasında artık gitarlarımın içine ek olarak kartvizitimi yapıştırmaya başlamıştım.

    Bu gerçekten destansı bir öykü, o kadar zaman sonra tesadüfen bulunduğum yere ve bana kendi gitarımı satmaya gelmişlerdi, ve ilk girdikleri dükkanmış. O kişiler de kendilerinin çalmadığını birinden borç karşılığı aldıklarını ve paraya çevirmek istediklerini söylemişler ifade vermişler, sonra ne oldu bilmiyorum, aradan yıllar geçti ama o olayla ilgili bana hiç bir şey gelmedi.


  3. #3
    Müzikal Öyküler.....

    ÖzEleştrik Dertleşme....

    Bıktım artık bilgisayarımın içindeki salak sanal enstrumanlardan. Dawn programları sendromlarından...
    Hani utanmasalar kendi kendilerine çalıp kaydedecekler. Ben de sıkılmadan paylaşmaya devam edeceğim.
    İçimden Dayımın 68 model akustik gitarını alıp çekip gitmek geliyor elektriğin olmadığı bir yerlere.
    Çalıp çığıracağım yıldızlara karşı. Şarkılarım daha bir bana dair olacak.
    Müziğim daha kişilikli daha evrensel olacak Aşık Veysel gibi Neşet Ertaş gibi...

    Parmak tele değmeli kardeşim. Değmeli ki ezgiler yüreklere dokunabilesin....

    Dalmışım....

    Kan ter içinde uyandım. Vahiy mi geldi, nooluyor dedim. Bi koşu açtım hemen bilgisayarımı, baktım;
    cubase trigoli kontakt vs...hazır looplar...Oh be... hepsi yerlerinde duruyorlar.
    Son çalışmamı açıp dinledim. Fena olmamış diye düşündüm en azından ezgi bana ait?...


    13.08.2014 / A.Sabri Karataş


  4. #4
    BOŞ KAFETERYA

    Baktım kimse yok. Arka masalardan birine oturdum. Solumdaki kirli pencereden kız kulesi görünüyordu.
    Bir kaç Seyyan Hanım tangosu geçti aklımdan. Ardından bir kaç şiir, bir iki öykü. Tam Puşkin niye intihar ettiydi diye düşünüyordum ki;
    "Son yaptığın şarkıdaki bas varyasyonları çok kötüydü" dedi biri. Baktım İsmail. /Darbuka İsmail benim çocukluk arkadaşımdır./
    Naber otursana diyene kadar oturdu zaten. "Bi bira söylesene" dedi.
    "Tamam söyliimde burası müzikteknolojileri kafeteryası oğlum sanal bir ortamdayız anlayacağın. Garson bile sen hayal edince oluşuyor" dedim..
    "Tamam abi" dedi "o zaman hayal edelim de biri bize baksın"....

    Sanırım üçüncü biradan sonraydı. İsmail; "abi şu sanal enstrumanları bırak artık, bi de bu yüzyılda üretilmiş bir ses kartı edin lütfen,
    dedi kodu oluyor etrafta. Benden duymuş olma bana da müsaade" dedi.
    Canım sıkkındı zaten daha bir sıkıldı. Kız kulesine ve bana akşam üstü çöktü. Hesap hayal edecektim, vaz geçtim...

    A.Sabri Karataş 21.08.2014


  5. #5
    Kafeterya muhabbetleri

    Yaklaşık bi on yıl var canlı performans takılmayalı..Emektar fender telecaster duvara ben de bilgisayara yapışık duruyoruz...
    cakewalk,cubase vst vs... , oyun müzikleri, reklam cıngılları, Gitar dersleri geçinip gidiyoruz derken bir akşam üstü Osman geldi.
    /Bi kafe barda özgün müzik yapıyor/ "Gitarcı!? lazım abi gelir misin" dedi...
    Yok ya geçti bizden filan derken bi de baktım ertesi akşam bir barkafede gitar çalıyorum, Osman söylüyor.
    Anlatırken bile içimden gülmekler geçiyor.Ne hoş bir duyguymuş...

    Tüm müzisyen dostlarıma Selam eder, içinden gülmekler geçen nice güzel müzikli akşamlar dilerim...

    Müzisyenin mektubu... A.Sabri Karataş / 25.08.2014


  6. #6
    Sayın Nacip Dostum,

    Benim gördüğüm kadarıyla ; sen müzikal olarak tam anlamıyla, akustik müzik ve sanal enstrüman tercihi konusunda sınırda yaşamaktasın son dönemlerinde.

    Ben bu başlık altında yazdıklarına, bir süre önce bu açıdan cevap yazacaktım ama sonradan vazgeçmiştim. Ama şu anda artık emin olmuş vaziyetteyim.


    Sevgili dostum , sen bu vsti/plug in işini bırak ve akustik müzik dünyasına dön lütfen. Bence senin yeteneklerin bu şekilde daha çok gün yüzüne çıkacaktır. Hem de

    eminim ki daha çok tatmin olacaksın.


    Forum'daki demoları incelediğim zaman, senin gibi gerçekten yetenekli bir çok arkadaşımızın olduğunu görüyorum. Ama tümünde ( Uğur kardeşimiz hariç ) dikkatimi çeken

    ortak husus ; herkesin büyük ölçüde sanal enstrümanlarla bu işi yapması. Tabii bu arada sanal enstrümanlarla canlı enstrümanları birlikte kullanan arkadaşlarımız da

    mevcut.

    Gerçi bir noktada onlara da hak veriyorum. Zira bu Forum'daki büyük çoğunluk tek başına üretim yapmağa çalışan insanlardan oluşuyor. Dolayısıyla onlar için en kestirme ve

    pratik çözüm mecburen vsti/plug in kullanmaktan geçiyor. ( Bu arada piyasada aynı yöntemi kullanarak profesyonel şekilde faaliyet gösteren bir sürü insanın olduğu da ayrı

    bir gerçek. )


    Ben 2012 senesinde müzik olayına tekrar döndüğümde , önümde 3 alternatif vardı :

    1-) İlk tercih olarak akustik bir piano almak,

    2-) Klavye almak,

    3-) Elimde bulunan Korg M1'i kullanarak vsti seçeneğine yönelmek.

    Akustik piano almak benim için, apartman dairesinde yaşamam ve içinde bulunduğum fiziksel koşullar nedeniyle imkansızdı. Bu yüzden ; sırf vsti meselesinden uzak

    durmak adına , bir akustik piano parası harcayarak kendime yeni bir klavye set-up'ı oluşturdum. Şu anda bu tercihim nedeniyle de mutluyum.


    Onun için , sana münhasır olarak benden bir dost tavsiyesi : Mümkün olduğu kadar sanal alemden ( ben onlara sanal illet diyorum ) kurtul . Ben eminim ki; bu şekilde

    yeteneklerini ve yaratıcılığını daha üst düzeyde sergileyebilme imkanına kavuşacaksın.


    Not : Bu söylediklerime, büyük ihtimalle bazı forumdaşlarımın bir bölümü karşı çıkacaktır. Ancak bunlar; benim bunca yıllık tecrübeye istinaden , bu konudaki samimi

    olduğum ve inandığım kişisel görüşlerdir.Bu anlamda karşı görüşlere de saygı duyarım.

    Konu Mehmet Uzunosmanoğlu tarafından (26 Ağustos 2014 Saat 04:03 ) değiştirilmiştir.

  7. #7

  8. #8
    müzikal öyküler...


    Forum Kafetaryasında armonik düşünceler.....


    "Ya abi burası yine boş ya" dedi arkadaşım.. O bu şikayetçi "ya" ları çok kullanır.


    Bakma boş göründüğüne Kaliteli bir mekandır." dedim.

    " Hem takılmayacağız ki zaten. İki bira içip, biraz da kız kulesi bakıp kalkarız."

    "Abi ya dışardan da bakardık kuleye" dedi. "Üstelik bedava"

    "Dışardan herkes bakıyor" Buradan bakmak daha anlamlı. Bak; kırık dökük te olsa bir piano var köşede.
    daha ne olsun." dedim.

    "İyi de "geçerken şöyle bir dokunduydum."fa diyezler iptal" dedi

    "Boş ver dedim gerekirse do majör çalarız olur biter...Sol küçük yedili de olmayıversin.."

    Pişkince sırıttı. "sevmiyorum zaten şu arada kalmış akorları ya" dedi. İki arada bi derede kalmış insanlar gibi."

    Kimse sevmez ama Olmaları gerekiyor dedim. Yaşama dair tınılar. onlarsız olmaz...

    Niyeymiş diye üsteledi adamlar üç sağlam akorla şakı yazıyorlar hit oluyor...

    Kalıcı olmuyorlar ki diyecektim vaz geçtim. Kirli pencere önündeki masa boştu.

    Gidip oturduk.

    Üstelik yarın kurban bayramıydı...

    Arkadaşım iki burger iki bira söylerken Lanet olsun beni etobur üreten doğaya dedim kendi kendime...

    Kız kulesine daha akşam çökmemişti.

    03.10.2014 A.Sabri Karataş


  9. #9
    Kafeterya öyküleri / Benim düşlerim...


    İş güç yok. Dolanıyoruz Kadıköy sahilinde...

    Yanı başımda İsmail. Cebimde arızalı bir kaç akor. Aklımda ayrıldığım son sevgilim...

    "Abi senin kafeye gidelim mi?" diye sırıttı arkadaşım.

    "Niye ki lan nooldu ki şimdi durup dururken" dedim....

    Yok bi şey abi ya dedi. Çok mutsuz görünüyorsun, belki orada rahatlarsın filan diye şey ettiydim...

    İsmail ya. Canım arkadaşım. Nasıl da beni düşünüyor. /Aslında derdi beleş bira içmek/

    Tamam dedim ama üçten fazla yok. Yazdırıyoz zaten kaç haftadır. Kovacaklar sonunda....


    Neyse......


    Pencere önleri dolmuş. Orta masalardan birine çöreklendik. İsmail ilk birasına kavuştu, rahatladı ve sonra ...



    Geçen akşam üstü arızalı akorlarda kalmıştık dedi.


    Hatırladım, ardışık sesler İyi tınlamaz dedim?...

    Nasıl yani dedi.

    Akraba evlilikleri gibi dedim. Yaşam da neyse müzikte de o...


    13.10.2014 / 18.46


  10. #10
    Kafeterya Öyküleri / Absürt Paylaşımlar

    Harakiri şarkım...


    Sabah baktım; gitar tam oturmamış. Sildim.

    Akşam üstü flut durup dururken olaya bulaşmış duygusu uyandırıyor gibi

    geldi sanki. Sildim.

    Üç gün sonra dinlediğimde vurmalı çalgılara gerek yoktu aslında fikrine

    kapıldım. Hepsini kaldırdım.

    Sonra baktım vurmalılar gidince bas bir garip kalmış. Sildim gitti.

    Neyse uzatmayalım bir hafta daha geçti. Bir bakim dedim yeni şarkıma .

    Ne göreyim yok.

    Oysa masa üstünde duruyordu. En azından piano partisi duruyor olmalıydı?

    O da kendiliğinden çekip gitmiş olmalı diye düşündüm.

    07.11.2014


Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:56.
Powered by vBulletin® Versiyon 4.2.5
Copyright © 2017 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
Webmaster Düzenleme Can KIRCA
© 2010-2017 MüzikTeknolojileri.net ®
vBulletin like sistemi:eTiKeT™