+ Yeni Konu aç
Sayfa 35 Toplam 37 Sayfadan BirinciBirinci ... 678910111213141516171819202122232425262728293031323334353637 SonuncuSonuncu
Toplam 341 adet sonuçtan sayfa başı 350 ile 363 arası sonuç gösteriliyor.

Konu: Müzikal Öyküler...

Bu konu 55007 kez görüntülendi 362 yorum aldı ...

Müzikal Öyküler... 55007 Reviews

    Konuyu değerlendir: Müzikal Öyküler...

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 55007 kez incelendi.

  1. #341
    Cumadan yazılmış cumartesi öyküleri...

    cubase vs üzerine düşünceler...

    Beni esir aldılar.

    Ne besteciliğim kaldı ne de benzer sanatsal üretkenliklerim.

    Gitarım duvarda, percusyonlar kenarda duruyordu.

    Günün birinde bir de baktım müzik software teknisyeni oluvermişim.

    Bu konuda her bir şeyi biliyorum yani.

    Sorun bana cubase 11 şunu da yaparmı?

    Yapar kardeşim ondan her şey beklenir...,

    cakewalk sonar 23 de ne olacak..

    Hemen söylerim ama ayıp olur süprizi kaçar yani.

    Diğerlerini saymıyorum artık.

    Ve fakat o kadar çoklar ve o kadar fazla teknik üretiyorlar ki bir de baktım sadece onları çözümlemeye uğraşır hale dönüşmüştüm.


    Bunlar onlar ve diğerleri...Korku filmi adı gibi.


    Bir version daha sonra haydii sil baştan değişen üç tane özellikleri iki tane renkleri var ama toparla toparlayabilirsen.

    Nereye gitti yahu bizim reverb kanalları.

    Biz eskiden şöyle girerdik mıdı klavyeye şimdi nereye koydularki acep?

    8 de şöyleydi 9 da buraya koymuşlar.

    İyi etmişler çok basit abi şuraya basıyon bu oluyor.

    Sahi ya atlamışım...

    .........

    Öyle bir pazarlama varki aklım almıyor.

    Eeee tamam bunu da çözdük. Şimdi naapacaaz.

    Sırada onbuçuk var...laf aramızda bazıları buçuklu gidiyorlar...

    Üreteni görür gibiyim: Sırıtıp "hadi onda buldun kanal aşırtmayı buçuğunda da bulda görelim" diyor.

    Ya Müzik...? Ama ben müzik yapacaktım...

    İşte artık onu yapmayacağım.

    Birileri müzik üretecek ve ben de burada cubasin son versionunu çözmeyi bekliyor olacağım.

    Sevgiler...23.11.2018


    Not : cubase son versiyonu incelerken bunalınca aklıma geleni söylemek geldi içimden doğru yanlış bilemiyorum artık.
    Lütfen kusuruma bakmayın hepsi anlık tepkiler arkadaşlar...

    al2, Cho®dSolo, EsbaB, keşanlı mustafa, Mehmet Uzunosmanoğlu, Orkunn, Tanerongunyzb, tezcankoray, yiğitcan Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  2. #342
    Alıntı nacib Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cumadan yazılmış cumartesi öyküleri...

    cubase vs üzerine düşünceler...

    Beni esir aldılar.

    Ne besteciliğim kaldı ne de benzer sanatsal üretkenliklerim.

    Gitarım duvarda, percusyonlar kenarda duruyordu.

    Günün birinde bir de baktım müzik software teknisyeni oluvermişim.

    Bu konuda her bir şeyi biliyorum yani.

    Sorun bana cubase 11 şunu da yaparmı?

    Yapar kardeşim ondan her şey beklenir...,

    cakewalk sonar 23 de ne olacak..

    Hemen söylerim ama ayıp olur süprizi kaçar yani.

    Diğerlerini saymıyorum artık.

    Ve fakat o kadar çoklar ve o kadar fazla teknik üretiyorlar ki bir de baktım sadece onları çözümlemeye uğraşır hale dönüşmüştüm.


    Bunlar onlar ve diğerleri...Korku filmi adı gibi.


    Bir version daha sonra haydii sil baştan değişen üç tane özellikleri iki tane renkleri var ama toparla toparlayabilirsen.

    Nereye gitti yahu bizim reverb kanalları.

    Biz eskiden şöyle girerdik mıdı klavyeye şimdi nereye koydularki acep?

    8 de şöyleydi 9 da buraya koymuşlar.

    İyi etmişler çok basit abi şuraya basıyon bu oluyor.

    Sahi ya atlamışım...

    .........

    Öyle bir pazarlama varki aklım almıyor.

    Eeee tamam bunu da çözdük. Şimdi naapacaaz.

    Sırada onbuçuk var...laf aramızda bazıları buçuklu gidiyorlar...

    Üreteni görür gibiyim: Sırıtıp "hadi onda buldun kanal aşırtmayı buçuğunda da bulda görelim" diyor.

    Ya Müzik...? Ama ben müzik yapacaktım...

    İşte artık onu yapmayacağım.

    Birileri müzik üretecek ve ben de burada cubasin son versionunu çözmeyi bekliyor olacağım.

    Sevgiler...23.11.2018


    Not : cubase son versiyonu incelerken bunalınca aklıma geleni söylemek geldi içimden doğru yanlış bilemiyorum artık.
    Lütfen kusuruma bakmayın hepsi anlık tepkiler arkadaşlar...
    Çok bir doğru tespit, ve harika bir aktarım olmuş ...

    nacib Şu üyeler, yiğitcan adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  3. #343
    Alıntı nacib Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cumadan yazılmış cumartesi öyküleri...

    cubase vs üzerine düşünceler...

    Beni esir aldılar.

    Ne besteciliğim kaldı ne de benzer sanatsal üretkenliklerim.

    Gitarım duvarda, percusyonlar kenarda duruyordu.

    Günün birinde bir de baktım müzik software teknisyeni oluvermişim.

    Bu konuda her bir şeyi biliyorum yani.

    Sorun bana cubase 11 şunu da yaparmı?

    Yapar kardeşim ondan her şey beklenir...,

    cakewalk sonar 23 de ne olacak..

    Hemen söylerim ama ayıp olur süprizi kaçar yani.

    Diğerlerini saymıyorum artık.

    Ve fakat o kadar çoklar ve o kadar fazla teknik üretiyorlar ki bir de baktım sadece onları çözümlemeye uğraşır hale dönüşmüştüm.


    Bunlar onlar ve diğerleri...Korku filmi adı gibi.


    Bir version daha sonra haydii sil baştan değişen üç tane özellikleri iki tane renkleri var ama toparla toparlayabilirsen.

    Nereye gitti yahu bizim reverb kanalları.

    Biz eskiden şöyle girerdik mıdı klavyeye şimdi nereye koydularki acep?

    8 de şöyleydi 9 da buraya koymuşlar.

    İyi etmişler çok basit abi şuraya basıyon bu oluyor.

    Sahi ya atlamışım...

    .........

    Öyle bir pazarlama varki aklım almıyor.

    Eeee tamam bunu da çözdük. Şimdi naapacaaz.

    Sırada onbuçuk var...laf aramızda bazıları buçuklu gidiyorlar...

    Üreteni görür gibiyim: Sırıtıp "hadi onda buldun kanal aşırtmayı buçuğunda da bulda görelim" diyor.

    Ya Müzik...? Ama ben müzik yapacaktım...

    İşte artık onu yapmayacağım.

    Birileri müzik üretecek ve ben de burada cubasin son versionunu çözmeyi bekliyor olacağım.

    Sevgiler...23.11.2018


    Not : cubase son versiyonu incelerken bunalınca aklıma geleni söylemek geldi içimden doğru yanlış bilemiyorum artık.
    Lütfen kusuruma bakmayın hepsi anlık tepkiler arkadaşlar...
    Güzel hatırlatma Abi...

    Ch.

    nacib Şu üyeler, Cho®dSolo adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...





  4. #344
    Forum Kafeteryası Cumartesi Öyküleri...

    Bas Gitarcının Orkestrasyon Kayıtları...


    Bir film müziği kaydı varmış.
    Beni iyi basçıdır diye methetmişler.
    Çağırdılar. Gittim.
    Şef bana dediki "5.ci ölçüden sonra aynı figürle mi bemol de kalırsanız sevinirim"

    Nasıl yani? 3.5 dakika sırf mibemol mü basacağım.
    Mi bemol bile bundan sıkılır yahu. diye düşündüm ama bir şey diyemedim tabi.
    Her ölçü başı 8 lik mi bemol basıp duruyorum.
    Tam esnemeye başlayacaktım ki, "Ok" dedi şef.

    Studyodan çıkınca yağmura yakalandım.
    Neyseki paramı almıştım.
    Kestaneci çocuğun köşeden dönerken İsmail i aradım. "Gel beni tünelden al kafeye gidelim" diye.

    Şimdi kafedeyiz. Ben bir ıhlamur söyledim kendime . Üzerinize afiyet bu aralar biraz kırgınlık var üzerimde.

    En iyisi caz diyorum İsmaile. Mi bemol de olsa hiç değilse farklı franksionları var.

    Kafana göre takılıyorsun yani...

    İsmail bir yudum daha alıyor çayından ve "Bu hafta sonu soğan kesin düşer abi" diyor.
    ....

    Bu Film mi, dizi mi ben de bilmiyorum ama vizyona girince paylaşırım arkadaşlar.
    Basları ben çaldım yani.
    Sevgiler...

    30.11.2018

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, Orkunn, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  5. #345
    Sabri dostum süper. Ben bunu okudum ve bir kaç saniye içinde aklımda hemen bu senaryodan yola çıkan maksimum 10-15 dakikalık kısa bir film fikri oluştu.

    1. Sekans :

    Bir film müziği kaydı varmış.
    Beni iyi basçıdır diye methetmişler.
    Çağırdılar. Gittim.
    Şef bana dediki "5.ci ölçüden sonra aynı figürle mi bemol de kalırsanız sevinirim"

    Nasıl yani? 3.5 dakika sırf mibemol mü basacağım.
    Mi bemol bile bundan sıkılır yahu. diye düşündüm ama bir şey diyemedim tabi.
    Her ölçü başı 8 lik mi bemol basıp duruyorum.
    Tam esnemeye başlayacaktım ki, "Ok" dedi şef.


    2. Sekans :

    Studyodan çıkınca yağmura yakalandım.
    Neyseki paramı almıştım.
    Kestaneci çocuğun köşeden dönerken İsmail i aradım. "Gel beni tünelden al kafeye gidelim" diye.


    3. Sekans :

    Şimdi kafedeyiz. Ben bir ıhlamur söyledim kendime . Üzerinize afiyet bu aralar biraz kırgınlık var üzerimde.

    En iyisi caz diyorum İsmaile. Mi bemol de olsa hiç değilse farklı franksionları var.

    Kafana göre takılıyorsun yani...

    İsmail bir yudum daha alıyor çayından ve "Bu hafta sonu soğan kesin düşer abi" diyor.
    ....


    Ve Final :

    Bu Film mi, dizi mi ben de bilmiyorum ama vizyona girince paylaşırım arkadaşlar.
    Basları ben çaldım yani.


    Bu iki satır öyküden neler çıkar neler....

    Cho®dSolo, EsbaB, nacib, Orkunn, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, Mehmet Uzunosmanoğlu adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Konu Mehmet Uzunosmanoğlu tarafından (01 Aralık 2018 Saat 01:34 ) değiştirilmiştir.
    Yamaha Clavinova CVP-503 / Roland Integra7 / Roland SonicCell / Roland Pro-E / Korg M1 / SPL Director DAC / PMC Twenty 5.22 / SPL Performer s800 Stereo Power Amplifier / SPL Phonitor Mini / AKG K712 Pro / Audio Technica ATH-M50x / Vovox Enstrüman ve Monitör Kabloları / Vovox Power Kabloları / PC i7 4 Gb 256 Gb SSD Win7 / Sony i5 12 Gb 500 Gb SSD Win10 Pro

  6. #346
    Eski günleri özlemek...
    Bu yaşlara has bir racon mu, yoksa bir özlem midir?
    Sorumsuzca bahçede, arsada, sokakta top oynamak...
    Telli araba sürüp, misket yuvarlamak...
    Külah yapıp borudan üflemek yahut sapanla taş atmak...
    Bazen komşunun bahçesine dalıp elma çalmak...
    Mahallenin en güzel kızına hava yapacağım diye oradan oraya koşturmak...!!!
    İnternetimiz yoktu bizim...
    Commadore 64 yeni çıkmıştı, bir oyun kasetli teypden yarım saatte yüklenirdi...
    Yapabildiğimiz en büyük atraksiyon bilgisayarda adımızı yazdırmaktı...!
    Çok büyük bir iş yapmış gibi bakardık mavi ekrana...
    Akşam yatmadan önce Adile Teyzemiz vardı bizim, masal anlatırdı...
    "Kuzucuklarım" derdi bizlere...
    Tıpkı bir anne şefkatiyle...
    Barış Abimiz vardı, adam olacak çocuklarımız...
    Cumartesi saat 15; Karaşimşek, Atlantis'den gelen adam,uzay yolu...
    Pazar sabahları Voltran,Uçan Kaz,Heidi ile saat 9 da açılan TV, ve kovboy filmi...
    Ardından Hikmet Şimşek yönetiminde pazar konseri...
    Biz de telefon yoktu önceleri, sonradan yazıldık aldık...
    Şehirlerarası görüşeceksen "yazdıracaktın", bağlarsalar ne ala...
    PTT nin jetonlu telefon kulübeleri vardı, jetonun varsa...
    Ama mektup yazardık, akrabalarımıza...
    Ve dahi sevdiğimize...
    Parfüm sıkardık mektuplara, sevdiğimizi etkilemek için,aşk kokardı...
    Mp3'lerimiz yoktu bizim...
    Kasetlerimiz yada plaklarımız vardı...
    Sıkıştırılmamış, pırıl pırıl kayıtlar dinlerdik...!
    Akıllı telefonumuz da , devasa bilgisayarlarımız da, duble yollarımız da yoktu bizim...!!!
    Ankara'dan Çorum'a mesafe kat ederdik her bayram...
    Haa bayram dedim de, ona hiç girmeyim...!!
    Ve büyüdük...
    Yüreğimize vatan sevgisi, memleket sevdası koydular bizim...!
    Nazım Hikmet okuduk, İzmir Marşı söyledik...
    Harbiye Marşını söylerken gözlerimiz doldu...
    Ömrümüzün belki de en güzel yıllarını vatana verdik...!
    Öldük, öldürdük...
    Ama ve de lakin;
    Herkesi kendimiz gibi zannettik...
    Evet belki duble yollarımız yoktu...
    Akıllı telefonlarımız da, bilgisayarlarımız da...
    Kimse bize 1 dolar vermedi, verseydi de almazdık zaten...!!!
    Ama...
    Mutluyduk be en nihayetinde!!!

    Bu maç bitmez Paşam, sen merak etme...
    Evlatların eninde sonunda bu gaflet uykusundan uyanacak...!!!
    Nasıl kurtulduğumuz unutmadık, unutmayız...!!!
    Biz gene mutlu olacağız elbet...
    Ne demiş üstad; "Biz büyüdük ve kirlendi dünya...!!!"

    Ch.

    EsbaB, keşanlı mustafa, Mehmet Uzunosmanoğlu, nacib, Orkunn, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, Cho®dSolo adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Konu Cho®dSolo tarafından (07 Aralık 2018 Saat 10:06 ) değiştirilmiştir.

    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...





  7. #347
    Cumartesi Kafeteryası Öyküleri..
    Yılın son akşamlarından biriydi.

    İş kovalamaktan yorgun zor attım kendimi kafeye.

    Baktım ortam biraz tıklım. Kapıya yakın bir masada konuşlandım.

    Önümde bekleme birası.

    Müzeyyen Senar söylüyor derinden. Aklımda şon şakımın bas partisyonları derken...

    Yan masadaki Klarnetçi Rıfkı birden kudurdu.

    Onu hiç bu kadar öfkeli görmemiştim.


    Adam ağzında lastik bir boru, önünde bir bilgisayar, klarneti benden daha iyi üflüyor yahu!" diye bas bas bağırıyor.

    Ben bu klarneti öğrenene kadar canım çıktı lan! Babamdan yediğim dayaklar da cabası...


    Kirli pencere önündeki masada demlenmekte olan tekelden emekli Çeşmizade Udi Sami Bey " Ne bağırırsın be ya öyle bas bas" dedi

    Biz bir şey diyor muyuz.

    Davulcu Pic İsmet. Barda ayak üstü takılıyordu.

    Birasından sertçe bir fırt daha alıp "Ayıp olmuyor mu arkadaşlar" diye bir hışım geri döndü.


    Olmaz ilaç pareme diye devam etti Müzeyyen. Bir açık bira daha söyledim.

    Yarın yeni bir gün, yeni bir yıl nasılsa...

    Bir çaresine bakacağız artık...

    Yeni yılınız kutlu olsun. Nice güzel günlerle dolu olsun.

    29.12.2018

    bluerush06, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Konu nacib tarafından (30 Aralık 2018 Saat 09:26 ) değiştirilmiştir.

  8. #348
    Cumartesi öyküleri...


    Bu hafta sonu Fly studioyu açıp inceledim.

    Beğenmedim ama bunda Fly nin suçu yok diye düşünüyorum.

    Neyle başlıyorsanız onunla daha rahat hissediyorsunuz kendinizi sanki.

    Fly yi bırakıp cubase i açınca yakın bir dostumu görmüş gibi hissettim.

    Neyse, dedim ya bu işte Fly nin suçu yok. Suç alışkanlıklarımızda.

    Bu dawnlara alışmak yeni arkadaşlıklara uyum sağlamaktan daha zor.

    07.05.2019 Sevgiler...

    EsbaB, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  9. #349
    Prozodi üzerine düşünceler.....

    Sözün cümleleriyle müziğin cümlelerinin uyuşmaması, prozodi hatası oluşturur / Ekşi Sözlük/



    Prozodi Prozodi veya müzik prozodisi, müziğin sözlere, sözlerin nağmelere, çeşitli vasıtalarla uygulanmasına
    ve her ikisinin de beste diksiyonu, mana ve ahenk bakımından başarılı bir şekilde kaynaşmasıdır. /türkçebilgi.com/


    Yani prozodi, her şeyden evvel dile dayanan bir uygulama ve inceleme ilmidir.
    Sonradan mûsikînin kapsamına giren prozodi, neredeyse tamamen bu ilmin konusu olarak anlaşılmaya başlanmıştır.
    Bu sebeple, prozodi konusu hem edebî hem de musıkî açısından da incelenmelidir. Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...


    Bir şiir bestesinde, hece vurgularının müzik vurgu ve yükselişleriyle iyice uyuşmuş olması / nedirnedemek.com


    Şekilde görüldüğü gibi herkes bu konuda "Hem fikir" / bknz; "Hem fikir" wikipedi/



    Şimdi gelelim Bu konu ile ilgili müzik çalışmamıza...

    Şiirimiz büyük ustadan, Orhan Veliden...



    Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda.

    Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle.

    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel

    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

    Bu derde düşmeden önce.

    Bir yer var biliyorum

    Herşeyi söylemek mümkün.

    Epeyce yaklaşmışım duyuyorum.

    Anlatamıyorum.



    Bu güzel şiir bir çok kez bestelendi zaten.

    Konuda uzman bir çok besteci tarafından defalarca altı çizildi, kullanıldı, paraya dönüştürüldü.

    Bu paraya dönüştürülme esnasında bir çok güzel ezgiler üretildi. Dinleyenler memnun kaldı.


    Sıra bizde. Neyimiz eksik. Armoni bilgimiz var, yani minör, majör filan biliyoruz.

    Plaform, çalışma masası filan da var. Bende cubase, sizde ableton, cakewalk, fruty neyse işte.



    İlk işimiz bir solo kanal açmak olmalı.


    Şimdi duyar gibiyim; bazı arkadaşlar önce armonik bir yapı oluşturalım diyorlar.

    Sonra üstüne mırıldanırız olur biter. Soloyu siktiret. Armonik yapı kendi solosunu şiirde kendi müziğini oluşturur zaten.

    Hatta genç arkadaşlarımdan bazıları da bir ritimsel alt yapı oluştursak ya abi diyor. Rap olur vs..

    Üstüne şiiri okuruz araya da bir kaç ta yaylı koyduk mu acaip etkileyici olur diyor da olabilirler.

    Düşlerimin sınırı yok. Hatta bir arkadaşım dedi ki; "Abi bu şiir böyle kalsın...Ellemiyelim bence."


    Bazı şiirler şarkı olur bazı şarkıların tümünü toplasan bir şiir etmez.

    Neyse lafı fazla uzatmayalım konumuz neydi? prozodi...

    Bu şiiri öyle bir müzikal mırıldanın ve yazın ki ben sizi dinlerken Orhan Veli yi ve göz yaşlarını hissedeyim.

    İşte aslında prozodi budur bence...


    Sevgiler...

    EsbaB, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  10. #350
    Prozodi üzerine düşünceler.....

    Sözün cümleleriyle müziğin cümlelerinin uyuşmaması, prozodi hatası oluşturur / Ekşi Sözlük/



    Prozodi Prozodi veya müzik prozodisi, müziğin sözlere, sözlerin nağmelere, çeşitli vasıtalarla uygulanmasına
    ve her ikisinin de beste diksiyonu, mana ve ahenk bakımından başarılı bir şekilde kaynaşmasıdır. /türkçebilgi.com/


    Yani prozodi, her şeyden evvel dile dayanan bir uygulama ve inceleme ilmidir.
    Sonradan mûsikînin kapsamına giren prozodi, neredeyse tamamen bu ilmin konusu olarak anlaşılmaya başlanmıştır.
    Bu sebeple, prozodi konusu hem edebî hem de musıkî açısından da incelenmelidir. Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...


    Bir şiir bestesinde, hece vurgularının müzik vurgu ve yükselişleriyle iyice uyuşmuş olması / nedirnedemek.com


    Şekilde görüldüğü gibi herkes bu konuda "Hem fikir" / bknz; "Hem fikir" wikipedi/



    Şimdi gelelim Bu konu ile ilgili müzik çalışmamıza...

    Şiirimiz büyük ustadan, Orhan Veliden...



    Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda.

    Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle.

    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel

    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

    Bu derde düşmeden önce.

    Bir yer var biliyorum

    Herşeyi söylemek mümkün.

    Epeyce yaklaşmışım duyuyorum.

    Anlatamıyorum.



    Bu güzel şiir bir çok kez bestelendi zaten.

    Konuda uzman bir çok besteci tarafından defalarca altı çizildi, kullanıldı, paraya dönüştürüldü.

    Bu paraya dönüştürülme esnasında bir çok güzel ezgiler üretildi. Dinleyenler memnun kaldı.


    Sıra bizde. Neyimiz eksik. Armoni bilgimiz var, yani minör, majör filan biliyoruz.

    Plaform, çalışma masası filan da var. Bende cubase, sizde ableton, cakewalk, fruty neyse işte.



    İlk işimiz bir solo kanal açmak olmalı.


    Şimdi duyar gibiyim; bazı arkadaşlar önce armonik bir yapı oluşturalım diyorlar.

    Sonra üstüne mırıldanırız olur biter. Soloyu siktiret. Armonik yapı kendi solosunu şiirde kendi müziğini oluşturur zaten.

    Hatta genç arkadaşlarımdan bazıları da bir ritimsel alt yapı oluştursak ya abi diyor. Rap olur vs..

    Üstüne şiiri okuruz araya da bir kaç ta yaylı koyduk mu acaip etkileyici olur diyor da olabilirler.

    Düşlerimizin sınırı yok. Hatta bir arkadaşım dedi ki; "Abi bu şiir böyle kalsın...Ellemiyelim bence."


    Bazı şiirler şarkı olur bazı şarkıların tümünü toplasan bir şiir etmez.

    Neyse lafı fazla uzatmayalım konumuz neydi? prozodi...

    Bu şiiri öyle bir müzikal mırıldanın ve yazın ki ben sizi dinlerken Orhan Veli yi ve göz yaşlarını hissedeyim.

    İşte aslında prozodi budur bence...


    Sevgiler...

    Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:03.
Powered by vBulletin® Versiyon 4.2.5
Copyright © 2019 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
Webmaster Düzenleme Can KIRCA
© 2010-2017 MüzikTeknolojileri.net ®
vBulletin like sistemi:eTiKeT™