+ Yeni Konu aç
Sayfa 33 Toplam 34 Sayfadan BirinciBirinci ... 45678910111213141516171819202122232425262728293031323334 SonuncuSonuncu
Toplam 321 adet sonuçtan sayfa başı 330 ile 340 arası sonuç gösteriliyor.

Konu: Müzikal Öyküler...

Bu konu 47273 kez görüntülendi 339 yorum aldı ...

Müzikal Öyküler... 47273 Reviews

    Konuyu değerlendir: Müzikal Öyküler...

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 47273 kez incelendi.

  1. #321
    Forum Kafeteryası cumartesi öyküleri...

    Sokak çalgıcıları...

    Pazar sabahları ana caddenin az ilerisindeki Arnavut

    Kilisesi nin önünde dilenen İbrahimi iyi tanırım.

    Arkadaşımdır. Bandodan emekli oldu. Çocuğu ana okuluna

    yazdırınca baktı ki para lazım. Naapsın? Aldı emektar

    borularını, kaldırımda canhıraş üflemeye başladı.

    Kolay gelsin...

    Akşamüstleri Carmen Büfe nin az ilerisindeki bankanın önündeki matiğin loş

    sığınma yerinde dilenen cümbüş üstadı Necatiyi de tanırım.

    Garibin yaşam formatı doğuştan böyle yazılmış zaten.

    Kaderini kabullenmiş, çalıp,söyleyip duruyor işte...


    Tünel çıkışında belki sizde farketmişsinizdir.

    Farklı ülkelerden bir kaç müzisyen bir araya gelmiş

    ve dünya barışı adına bir farklılık yaratmak için

    takılıyorlar kaldırımda.

    Güzel müzikler, güzel tınılar ve birliktelikler oluşuyor.

    Rastladığımda özellikle dinliyor ve katkıda bulunmaya

    çalışıyorum.


    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

    30.03.2018


    Cumartesi kafeteryası öyküleri...


    Paldır küldür bir yaşamak derler ya hani...

    Okuldan eve, işten studioya derken.

    Bazen zaman nasıl geçer anlamazsınız.

    Sanki durup dururken bir akşam üstü olur, siz de şaşarsınız.


    Orada çal, burada söyle, ne olacak bu iş böyle? derken akşam üstü zor atarsınız kendinizi bir kafeye ya hani...

    İşte öylesine buradayım.

    Neyse ki kafe sakin. Her şey yolunda, hayat devam ediyor.

    ...

    Bu gün çocukluk aşkım Şermin e rastladım Gülhane Parkında.

    Tanışıklık veremedim. Gözüme güneş geldi.

    Mutlu bir aile portresiydi, bir çoluk çocuk telaşı geçip gittiler yanımdan zaten.

    Mutlu oldum.

    Derken aklımda son şarkım, biraz kontak, biraz cubase yürüdüm eve doğru...

    Sıradan bir cumartesiydi yani...


    İyi hafta sonları, sevgiler...

    31.03.2018

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, Tanerongunyzb, yiğitcan Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Konu nacib tarafından (01 Nisan 2018 Saat 00:14 ) değiştirilmiştir.

  2. #322
    Yol Gözlemleri...

    21.04.20018 Cumartesi

    14.30....

    Uzun Çarşı...

    Bir adam ile bir kadın yanımdan geçerken kulak misafiri oldum.

    Kadın "pazar için 5 lira verdiydin ya?" diye laf yetiştirmeye çabalıyordu önden yürüyen adama. "Onunla terlik aldım kıza bilesin!"

    "HıAuoiiUiiİ?" gibi tuhaf bir ses çıktı adamdan.

    Anladımki adam memnun değil ama kadın ve kız mutlu olmuş.

    Beşlik doğru adreste yani...


    14.45...

    Saathane...

    Matikten para çekeceğim. Kartı düşürmüşüm. Adamın biri "Kardeş kartı düşürdün" dedi...

    Anladım ki hala güzel insanlar var aramızda.

    Mutlu oldum.


    15.30...

    Forum Kafeteryası...

    Baktım kafede arkadaşlar çay içiyor.

    Günün en iyi anlarından biri yani.

    Oturduk müzik üzerine söyleştik biraz.




    Bu gün iyi geçti yani...

    Sizlerede nice güzel günler dilerim...

    21.04.2018.

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, Sativus, Tayfun Kara, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  3. #323
    Cumartesi Öyküleri...

    Vurmalı çalgılar ile alakalı bir sevgi öyküsü.


    Doğdum.

    İlk annemi gördüm ve onu sevdim.

    Onu sevmem için görmem gerekmiyordu zaten, lafın gelişi yazdım işte...

    Sonra babamı gördüm.

    Bana masallar anlattı, taklitler yaptı, beşiğimin önünde taklalar attı vs. Onu da sevdim.

    3 yaşımdayken küçük bir ayıcık koymuşlardı yatağımın başucuna konuşmuyordu ama olsun. Onu da sevdim.

    5 yaşındamıydım neydi, mahalle arkadaşım Sümüklü Nilgün ile tanıştım.

    Onu da çok sevdim. Beraber ana okuluna gittik.

    O mezun oldu ben ikmale kaldım.

    Sonra babam "Bundan bir halt olmaz müzisyen olsun bari!" dedi.

    Beni yedi yaşımda mahalle mektebine az da olsa kudum çalma kaabiliyeti vardır inşallah diyerek ve semazen aday adayı

    olarak yazdırdılar.

    İşte ilk vurmalı çalgılarla orada tanıştım.

    Çok sevdim.

    Aradan yıllar geçti, çok çalıştım, emek verdim.

    Şimdi Berlin flarmonide timpani çalıyorum ama kudüm ve darbukam hep bir köşemde durur.

    Ayıcık ve sümüklü Nilgün se hep aklımdadır.


    Hepimizin müzik tutkusu ve kariyerine dair bir öyküsü vardırya hani.

    İşte bu da benimki. Paylaşayım dedim.

    Sevgiler...28.04.2018

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  4. #324
    Cumartesi öyküleri...

    Forum Kafeteryası 12.05.2018


    Baharın güzelliği şaşırtıcı olmasında.

    Durup dururken bir yağmur yağar şaşıp kalırsın.

    Derken güneş açar, nedensiz bir sevinç duyarsın.

    Sonra bir telaş yürürsün kafeye doğru.

    Arkadaşlar gelmiştir, muhabbet zamanıdır diye.

    Aslında kafe aynı kafedir. Küpeli barmeni, akordu bozuk pianosu, bir ayağı kırık sandalyesi, kız kulesi, hep aynıdır yani.

    Yine de sen başka hissedersin.

    İşte bahar böyle sihirli bir mevsim.


    Neyse bu cumartesi akşam üstüne doğru yağmurla yıkandım, güneşle kurudum, derken kendimi yine kafede buldum.

    Ayak alışkanlığı derler ya.

    Evinin dibindeki bir yer dururken 2 kilometre ötedeki bir kafeye gidersin ya hani.

    Benimkisi de İşte öyle bir şey.

    Bazen duygu ve düşüncelerinizi paylaşabildiğiniz dostlarla birlikte olabilme isteğimiz mekanı ve zamanı aşabiliyor.

    Nice bahar günleri diliyorum.

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  5. #325
    Cumartesi öyküleri...

    Bu gün 19 Mayıs. Havada güzel, evde oturulmaz ayıp olur diye kendimi dışarı attım.

    Bir yandan yürüyor, bir yandan Ali Ulvi Elöve nin sözlerini mırıldanıyordum.

    Dağ başını duman almış.
    Gümüş dere durmaz akar.
    Güneş ufuktan şimdi Doğar.
    Yürüyelim arkadaşlar.


    Dört yol ışıklarına gelince yaya geçidinde durdum baktım karşıda bir köpek duruyor.
    Kırmızı ışık yanarken geçen bir sürü insan gördüm ama yeşilin yanmasını bekleyen bir köpeği ilk defa görüyordum.
    Sonunda yeşil ışık yandı köpek duran trafiği algılayıp yürüdü ben de yeşil ışığı.
    Aramızda pek fark yok yani.
    Yaşama iç güdüsü işte.

    Bu arada marşa takılmışım, habire mırıldanıp duruyorum.

    Bu gök, deniz nerede var
    Nerede bu dağlar taşlar
    Bu ağaçlar güzel kuşlar
    Yürüyelim arkadaşlar

    Sahil tıklım tıklım ana baba günü.
    Birazdan solo türk ve türk yıldızları gösteri yapacak.
    Belediyenin plaj önünde açtığı kafede bir boş masa görüp oturuyorum.
    Bayram günleri yalnızlık hiç çekilmez.
    Neyseki güzelim marşım hala aklımda.

    Dağlar taşlar tüzel tuşlar
    Ya bu insanlar insanlar
    Güneş ufuktan bir gün doğar
    Yürüyelim arkadaşlar

    Sesimizi yer, gök, su dinlesin.
    Sert adımlarla her yer inlesin.


    Akşam eve gidince bu marş üzerinde çalışmayı planlıyorum.
    Neyse bu cumartesi günümü siz arkadaşlarımla paylaşmış oldum.
    Segiler...

    Bayramınız kutlu olsun. 19.05.2018

    Alper35, Cho®dSolo, EsbaB Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Konu nacib tarafından (20 Mayıs 2018 Saat 00:12 ) değiştirilmiştir.

  6. #326
    Cumartesi Öyküleri...

    Yine yaz geldi...
    Yumurta kaplarıyla yalıtılmış mütevazi kenar mahalle studiomda yalnızım.
    İş güç hak getire.
    Elimde su kabı, eşin dostun stüdiyo açılışında hediye ettiği çiçeklerim solmasın diye uğraşıyorum.
    Çocukluk arkadaşım darbukacı İsmail plaj can kurtaranı olmuş don gömlek dolaşıyor ortalıkta.
    Bir de havalı ki sormayın gitsin...
    "Sen yüzme bilmessinki oğlum kim kimi kurtaracak" diyecek oldum. "Çaktırma abi ya" dedi.
    "Müzik öldü biliyorsun. Başka işlere bakacağız artık."
    "Müzeyyen evde ekmek bekliyor." /Bu arada bu Müzeyyen yengemiz oluyor. Klarnetçi ibrahimin kızı./

    Öykülerimi takip eden arkadaşlar biliyor ama belki yeni okuyanlar vardır diye paylaştım.

    Hani diziciler gelecekti nooldu dedim.?
    İsmail "adamlar ekipmana filan bakıyorlar ona göre iş veriyorlar abi
    bizim yumurta kutusu kaplı studioya niye gelsinler ki" dedi.

    İsmail haklı. Akıl ve beceri yeterli malzeme yoksa para etmiyor.
    Bazen de yeterli malzeme olsa bile beceri deneyim ve bilgi yoksa ne yapsan boş.

    Bu dengeyi doğru kurmak gerek diye düşündüm.

    Çiçeklere biraz daha su verip hadi bakalım iyisiz yine dedim.

    Onlarla konuşunca daha iyi göveriyor, büyüyorlar nedense.

    Sevgi her işin başı yani.

    Kolay gelsin...01.07.2018

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, Sativus, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  7. #327
    Cumartesi Kafeteryası Öyküleri...

    Çalgıcının Günlüğü Sayfa 30....

    Gitar öğrencimle yolda karşılaştık.

    "Nasılsın" dedim "çalışmalarını paylaşımlarını takip ediyorum. Eline sağlık güzel işler yapıyorsun."

    "Gitarı çok hızlı çalıyorsun, uçuyor adeta."


    "Sağol hocam" dedi. Gitar ile ilgili size yardımcı olabileceğim bir konu varsa söyleyin."

    "Çekinmeyin lütfen elimden ne gelirse yaparım."


    "Çok teşekkür ederim gerekirse söylerim tabi kolay gelsin" dedim. "Görüşürüz."


    Kasıla kasıla yürüdü gitti.

    Eve nasıl geldiğimi ve bu müzisyen bozuntusunu tüm sosyal yaşamımdan nasıl sildiğimi hatırlamıyorum.

    /Gitar çalmayı öğretmişim ama adam olmayı öğretememişim./ diye düşündüm.

    O başka bir şey demekki. O öğenilmiyor, öyle doğuluyor.

    Sonra sınıftan içeri girdiği ilk gün geldi aklıma. Üzüldüm.

    ....

    Sağlıkla kalın.....06.07.2018....

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Konu nacib tarafından (07 Temmuz 2018 Saat 00:05 ) değiştirilmiştir.

  8. #328
    Forum Kafeteryası Cumartesi Öyküleri.

    Müzisyenin gerçek üstü düşleri...

    Gecenin bir yarısı...

    Home studiomda almışım elime emektar gitarımı takılıyordum öylesine.


    "Ah gerçek bi davulcu olsaydı şimdi ne iyi olurdu yahu" diye geçti aklımdan.

    Kapı açıldı baktım davulcu pic ismet girdi içeri "abi beni mi çağırdın, geldim" dedi.

    Şaşırdım ama çaktırmadım "aklımdan geçiyordun valla. İyi ki geldin şuna bi el atsana " dedim.

    Çalmaya başladık...Benim şarkı daha bir anlam kazandı.


    Sonra bir an geldi "İki gitar bir davul olsaydı daha iyi olurdu." diye düşündüm.

    Bir de baktım. Ne göreyim? Aşağı mahalleden dolmuşçu İbrahimin oğlu Yeter yeni aldığı gitarıyla odanın ortasında ansızın bitiverdi.

    "Acompany bende abi" dedi "Sen soloyu çal."

    N'oluyo lan?! kıvamındayım...


    Üç gitar bir davul olsa süper olurdu. diye düşüneceğim ama gerçekleşir diye korkmaya başlarken bir de baktım

    Bizim apartmandaki bas gitar kursuna giden Mustafa elinde gitar, kapının yanında "jakı nereye takayım abi" diyor.


    N'oluyo lan?! kıvamını kaybetti . Hakikaten N'oluyo lan? a dönüştü...

    Tam "üç gitar, bir davul, birde üflemeli olsaydı tadından yenmezdi." diyecektim.

    İsmail yeter artık , Bizim studio küçük abi senin düşlerini almıyor yani diye sızlandı.

    Aldırmadım...

    Üç gitar bir davul bir üflemeli birkaçta yaylı olsaydı işte budur derdim. diye düşündüm.


    Şimdi kapının ardında bir yan flütçü üç te yaylı çalan arkadaşım var.

    "Sorun yok abi biz nerede olsa çalarız" deyip üflüyorlar sağolsunlar.

    Bakar mısınız nerdeen nereye ...?



    Oysa gecenin bir yarısı home studiomda almıştım elime gitarımı takılıyordum öylesine.

    Neyse... İyi geceler arkadaşlar...18.07.2018

    Alper35, EsbaB, Sativus, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Konu nacib tarafından (19 Temmuz 2018 Saat 01:09 ) değiştirilmiştir.

  9. #329
    Çok iyi

    nacib Şu üyeler, Sativus adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Nektar Impact GX49, AMD Ryzen 3 1200 8GB Pc

  10. #330
    Cumartesi Öyküleri...

    Yağmurdan kaçanlar kafeteryası...


    İsmaille iş dönüşü deniz kıyısında yürüyoruz.

    "Acaip yağmur geliyor. Bir an önce bizim forum kafeye gidelim abi" dedi.

    Bunun canı gene beleş bira çekti zaar diye düşündüm. / bknz: "zaar"/

    Ok. dedim. Dedim demesine ama kapıdan girene kadar bindirmişti zaten yağmur.

    Ne yağmuru yahu, resmen tufan!


    Baktık kapıda havlu servisi var.

    Saçını başını kurulayıp şöyle bir silkinip ıslanmış kediler misali öyle giriyorsun içeri.


    Tam; Büyük Çarşı Hamamımı lan burası? Yanlış yere geldik /zaar/ diyecektim baktım küpeli barmen makamında bira dağıtmakla meşgul.

    Fonda "Yağmurun sesine bak" çalıyor.

    Nooluyor yahu? kıvamında kız kulesi gören masayı zar zor bulduk.


    Ben her zamanki gibi bir açık bira söyledim.

    İsmailin aklında son zamlardan sonra bir türlü ulaşamadığı tekirdağ rakısı. Hafiften küs ve burnu düşmüş. bknz: ""burnu düşmek"

    "Benim bira full olsun bari" dedi.


    Tüm masalar doluydu desem yeridir, öylesine tıklım bir ortam yani.


    İşte burası tam da yağmurdan kaçanlar kafeteryası...


    Not:

    Bu öykünün müzikle ya da müzik teknolojisi ile uzaktan ve yakından bir alakası yok ama bir geleneği yerine getiriyor sonuçta diye düşünüyorum.

    Cumartesi Kafeteryası öykülerini...

    Hepsi o yani.

    Sevgiler. 12.08.2018

    averen, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, Sativus, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Konu nacib tarafından (12 Ağustos 2018 Saat 02:24 ) değiştirilmiştir.

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:03.
Powered by vBulletin® Versiyon 4.2.5
Copyright © 2018 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
Webmaster Düzenleme Can KIRCA
© 2010-2017 MüzikTeknolojileri.net ®
vBulletin like sistemi:eTiKeT™