+ Yeni Konu aç
Sayfa 31 Toplam 34 Sayfadan BirinciBirinci ... 2345678910111213141516171819202122232425262728293031323334 SonuncuSonuncu
Toplam 301 adet sonuçtan sayfa başı 310 ile 331 arası sonuç gösteriliyor.

Konu: Müzikal Öyküler...

Bu konu 43930 kez görüntülendi 330 yorum aldı ...

Müzikal Öyküler... 43930 Reviews

    Konuyu değerlendir: Müzikal Öyküler...

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 43930 kez incelendi.

  1. #301
    Nereye baktığın değil, baktığında ne gördüğündür önemli olan...

    Ch.

    EsbaB, nacib Şu üyeler, Cho®dSolo adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...





  2. #302
    Alıntı Cho®dSolo Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Nereye baktığın değil, baktığında ne gördüğündür önemli olan...

    Ch.
    Çok teşekkür ederim. Bu öykü paylaşımlarım üzerine okuduğum en güzel yorumlardan biriydi...

    Cho®dSolo, EsbaB Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  3. #303
    Teknolojik söyleşiler...

    Yazılımlar günümüz insanlarından çok daha önce ölüyorlar...
    Hipersonik de bunlardan biri.
    Hatta ben hala hayattayken onlardan birinin ölümüne tanık oldum.
    Sessiz sedasız çekti gitti garibim.
    Bir iki kişi iyi bilirdik dediler.
    Hepsi o işte...

    Cho®dSolo, EsbaB, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Konu nacib tarafından (11 Aralık 2017 Saat 00:44 ) değiştirilmiştir.

  4. #304
    Cumartesi Öyküleri / Maksat muhabbet Öyküler...

    Arder Yaylasından Sevgiler...

    Piano çalmaya üç yaşında başlamışım.
    Dört yaşımda bach, 5 yaşımda Bethoven i bitirmiş ve o aralar LGS ye hazırlanıyorum derken.
    Kapı çaldı baktım Steinberg.

    Yeteneğimin farkına varmış.Kapıma dayanmış.
    Beni kadrolu eleman olarak alma niyetinde.

    "Yok ben ülkemi seviyorum yahu. Oralarda yapamam.
    Beni Arder Yaylası paklar" filan dedim çok duygulandılar.

    "Ne delikanlı çocukmuş bu yahu?" dediler.

    Kasabamızın kültür müdürü "Bırakalım öyleyse, öyle kalsın."
    gibi tuhaf bir politik cümle kurdu.

    Steinberg ve googlenin yetkilileri de; Ok. "what? süper!" filan dediler.

    /Bunu doğal ortamından ayırmayalım/ demeye getirdiler herhalde.

    Yani züürt bir mutlu müzisyen olarak ülkemde müzik yapmaya devam ediyorum arkadaşlar.

    Arder yaylasından sevgiler...

    Herkese iyi hafta sonları dilerim...

    24.12.2017

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  5. #305
    Forum kafeteryası cumartesi öyküleri...

    Yalnızlığın duygusal anatomisi...

    Yalnızlık dediğin nedirki?.

    Bu duyguyu yaşamak için insanlardan uzak olmanız gerekmiyor.
    Bir mitingin ortasında, ya da bir mezuniyet günü yemeğinde ve hatta
    ailenizle birlikte bir sabah kahvaltısında bile bu yalnızlık duygusunu yaşayabilirsiniz.
    Hınzır bir duygu yani.
    Sinsi bir duygu yani...
    Bir kenara çökmüş bekler sizi.
    Ona ondan korktuğunuzu belli etmeyin sakın.
    Az bi işim vardı deyip home studionuza gidin.
    Bir dawn acıp mıdı klavyeniz varsa bir la minör basın...
    Denedim iyi geliyor.
    O saçma sapan yalnızlık duygusu sizi kendinizle başbaşa bırakıp çekip gidiyor.
    Yerine la minör ezgiler ve yeni bir yaşam geliyor...

    Sevgiler...

    09.01.2018

    EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, nacib adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:

  6. #306
    Alıntı nacib Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Forum kafeteryası cumartesi öyküleri...

    Yalnızlığın duygusal anatomisi...

    Yalnızlık dediğin nedirki?.

    Bu duyguyu yaşamak için insanlardan uzak olmanız gerekmiyor.
    Bir mitingin ortasında, ya da bir mezuniyet günü yemeğinde ve hatta
    ailenizle birlikte bir sabah kahvaltısında bile bu yalnızlık duygusunu yaşayabilirsiniz.
    Hınzır bir duygu yani.
    Sinsi bir duygu yani...
    Bir kenara çökmüş bekler sizi.
    Ona ondan korktuğunuzu belli etmeyin sakın.
    Az bi işim vardı deyip home studionuza gidin.
    Bir dawn acıp mıdı klavyeniz varsa bir la minör basın...
    Denedim iyi geliyor.
    O saçma sapan yalnızlık duygusu sizi kendinizle başbaşa bırakıp çekip gidiyor.
    Yerine la minör ezgiler ve yeni bir yaşam geliyor...

    Sevgiler...

    09.01.2018
    An itibariyle yanlız değilim abi, siz ve güzel duygularınız var.
    iyi ki varsınız.
    Ack

    HUAWEI CAN-L01 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

    Dell Latitude (i7 2720QM 2.20 CPU + 10 Gb Ram + W10 64bit + 240 Gb SDD / 320 GB 7200 Rpm HDD )
    MOTU UltraLite MK3 Hybrid + Jz J1 + Cubase Elements 9 Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
    ...----Herşeyin bir Sebebi Var----...

  7. #307
    Bu öykü şöyle müzikal, o kitaplığın önünde çok şarkı çalıp söyledim..
    Yaşanan ve biten duyguların bana yazdırdığı kısa şeyler..

    Anımdır;
    An'ımdır..

    Bir evin salonu. Duvarda büyükçe bir kitaplık, hemen önünde karşılıklı koltuklar. Birinde ben oturuyorum. Sehpamızda bilmem kaçıncı kez dolup boşalmış şarap kadehleri. Karşımda oturan güzelin hemen solunda kısa ayaklı loş bir hüzmesi olan lamba.. Yüzünün sol tarafını nasıl aydınlattığını ve nasıl güzel bir şeye baktığımı tarif edebileceğim kelime bulmam çok zor. Öyle zor ki, bakan siz olsanız dahi gördüğüm şeyi göremezdiniz... Eli uzanıyor kitaplığının göz hizasındaki bir rafına. En uçtakini alıyor. Rastgele bir sayfasını açıp okumaya başlıyor;

    "Sevgili! Bir başka güzelsin bugün,
    Ay gibisin! Pırıl pırıl gülüşün,
    Güzeller yalnız bayram günleri süslenir,
    Seninse bayramları süsler yüzün."

    Hayyam'ın kitabı. Kulaklarınız duymadan benim nasıl duyduğumu anlamanız da imkansız. Sesi sanki solundaki lambayı aydınlatıyordu. Parlıyordu, parlıyordu, gözümde süslenmiş bayramlar canlanıyordu.
    Sonra kitabı bana uzattı. Bir ırmak taşıdı bana kitabı sanki. Ah şu şaraplı akşamlar.. Okuma sırası bendeydi anlaşılan. Rastgele bir sayfa açtım. Sanki ırmağın suyu kitabın bütün sayfalarını yıkamış ve bir tek o rubai kalmış gibi.. Okumaya başladım.

    "Sevgili! Bir başka güzelsin bugün,
    Ay gibisin! Pırıl pırıl gülüşün,
    Güzeller yalnız bayram günleri süslenir,
    Seninse bayramları süsler yüzün."

    Kafamı kaldırdığımda bizi birbirimize bağlayan bir tesadüfü daha yaşamanın verdiği mutluluğu gördüm. Aşkla bakışı, şaraplı gülümsemeyi..

    Sonra?
    Sonra bütün güzel günlerde aynı rubaiyi ezbere okudum yüzüne baka baka..
    Sonra bunların ve bunun gibi kısacık, yaşandığı an dünyanın en güzel şeyiymiş hissini uyandıran anların, gün gelip onun için hiçleştiğini gördüm. Aklımda dilindeki, yüzündeki, belindeki "hiç" kaldı. Giden gitti, kalan bakakaldı.
    O güzel anlar, o loş hüzmeli lambayla sönüp yitti...

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, nacib, tezcankoray Şu üyeler, Vbaran adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Apple MD388TU/A Quad Core İ7 8GB-500GB SSD | Logic Pro X

  8. #308
    Geçen yıl yazmıştım.



    Şimdi kuş kadar bile değeri olmayan bir anımı hatırladım. Size onu anlatayım. Yıllar önce çok güzel bir kadınla tanışıp her nasıl olduysa buluşmaya ikna etmiştim. Kadıköyde buluştuk. Biraz mağaza gezisi, biraz sokak ve bir miktar Moda semti yürüyüşünden sonra bir yere oturmaya karar verdik. Yürürken birbirimize birbirimizi anlatıyorduk. Ama o benden daha fazla konuşuyordu. Normalde ben gevezeliğimle tanınırım. Altta kalmamalıydım ama fırsat vermiyordu. Bir süre daha karşılıklı sohbet şeklinde süren konuşmalarımız biten ilk biralarımızın ve ilerleyen saatin de etkisiyle benim tarafıma doğru yönelmişti. Spordan, futboldan, bazı sporcuların halk üzerindeki etkilerinden, filmlerden, kitaplardan, şiirlerden ve şairlerden bahsetmeye başlamıştık. Ortak bir çok yazarı seviyorduk ve neredeyse her bir yazarın aynı meşhur cümlelerini ya da dizelerini hatırlıyorduk. Konu şiirler ve şarkılara dönüşenler olunca kendimi daha iyi ifade ettiğimi düşünüp çenebazlığıma son sürat devam ediyordum. Gözlerinden benden etkilendiği anlaşılıyordu. İkinci biralarımızı içiyorduk ve ben sadece göz temasıyla ona Ahmet Telli dizeleri sıralıyordum. Gülümsüyordu, kaşlarını çatıyordu, yani her duygusunu yüzüne yansıtıyordu. Biralarımızın bitmesine yakın bir süre sustuk. Öyle yoğun konuşmuştuk ki konuşacak konu mu bulamıyoruz acaba diye düşünmüştüm. Birden bana bu sıralar kendisini en çok etkileyen dizeyi söyledi. Nilgün Marmara'nın "Öyle güzelsin ki, kuş koysunlar yoluna.." dizesi. O ana kadar onun güzelliğiyle ilgili hiç bir şey söylemediğimi farkettim. Söylemesem de bütün sohbetimizde ve en çok benim söylediklerimle belli etmişimdir diye düşünüp kendimi rahatlattım. Evet bazı şairlerin bazı dizeleri duruma göre her şeyi anlatmaya, hatta kötü giden durumları kurtarmaya yetebilir. Ama ben o dizeyi yazan şairin o sırada nasıl yazdığını, hangi duyguyla yazdığını nerden bileceğim? Bana biraz saygısızlık gelir kendi duygularım için şairleri alet etmeyi. Direkt olarak onları kullanmaktan ziyade yorumlamayı seçerim. Saat epey ilerlemişti, artık kalkma vaktiydi. Oturduğumuz yerden çıktık, bir kaç sokak yürüdük ve ayrılacağımız yerde vedalaştık. O daha iki adım atmadan arkasından seslendim "Dikkat et kuşlara basma" diye. Ben gülümsemesini ya da teşekkür etmesini beklerken o "İki bira içtim oğlum iki birayla sarhoş olmuş gibi bi halim mi var?" dedi. Yine yanlış bir yorumlama yapmışımdır diye düşündüm. Sonra yine kendime hak verdim. Kuş koysunlar yoluna mı deseydim öyle dümdüz? İyi ki dememişim. Okuyorsa selam olsun, ama o an bir kaç kuş ezmişti..

    Cho®dSolo, EsbaB, Mehmet Uzunosmanoğlu, nacib, Tanerongunyzb, tezcankoray Şu üyeler, Vbaran adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Apple MD388TU/A Quad Core İ7 8GB-500GB SSD | Logic Pro X

  9. #309
    Alıntı Vbaran Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Geçen yıl yazmıştım.



    Şimdi kuş kadar bile değeri olmayan bir anımı hatırladım. Size onu anlatayım. Yıllar önce çok güzel bir kadınla tanışıp her nasıl olduysa buluşmaya ikna etmiştim. Kadıköyde buluştuk. Biraz mağaza gezisi, biraz sokak ve bir miktar Moda semti yürüyüşünden sonra bir yere oturmaya karar verdik. Yürürken birbirimize birbirimizi anlatıyorduk. Ama o benden daha fazla konuşuyordu. Normalde ben gevezeliğimle tanınırım. Altta kalmamalıydım ama fırsat vermiyordu. Bir süre daha karşılıklı sohbet şeklinde süren konuşmalarımız biten ilk biralarımızın ve ilerleyen saatin de etkisiyle benim tarafıma doğru yönelmişti. Spordan, futboldan, bazı sporcuların halk üzerindeki etkilerinden, filmlerden, kitaplardan, şiirlerden ve şairlerden bahsetmeye başlamıştık. Ortak bir çok yazarı seviyorduk ve neredeyse her bir yazarın aynı meşhur cümlelerini ya da dizelerini hatırlıyorduk. Konu şiirler ve şarkılara dönüşenler olunca kendimi daha iyi ifade ettiğimi düşünüp çenebazlığıma son sürat devam ediyordum. Gözlerinden benden etkilendiği anlaşılıyordu. İkinci biralarımızı içiyorduk ve ben sadece göz temasıyla ona Ahmet Telli dizeleri sıralıyordum. Gülümsüyordu, kaşlarını çatıyordu, yani her duygusunu yüzüne yansıtıyordu. Biralarımızın bitmesine yakın bir süre sustuk. Öyle yoğun konuşmuştuk ki konuşacak konu mu bulamıyoruz acaba diye düşünmüştüm. Birden bana bu sıralar kendisini en çok etkileyen dizeyi söyledi. Nilgün Marmara'nın "Öyle güzelsin ki, kuş koysunlar yoluna.." dizesi. O ana kadar onun güzelliğiyle ilgili hiç bir şey söylemediğimi farkettim. Söylemesem de bütün sohbetimizde ve en çok benim söylediklerimle belli etmişimdir diye düşünüp kendimi rahatlattım. Evet bazı şairlerin bazı dizeleri duruma göre her şeyi anlatmaya, hatta kötü giden durumları kurtarmaya yetebilir. Ama ben o dizeyi yazan şairin o sırada nasıl yazdığını, hangi duyguyla yazdığını nerden bileceğim? Bana biraz saygısızlık gelir kendi duygularım için şairleri alet etmeyi. Direkt olarak onları kullanmaktan ziyade yorumlamayı seçerim. Saat epey ilerlemişti, artık kalkma vaktiydi. Oturduğumuz yerden çıktık, bir kaç sokak yürüdük ve ayrılacağımız yerde vedalaştık. O daha iki adım atmadan arkasından seslendim "Dikkat et kuşlara basma" diye. Ben gülümsemesini ya da teşekkür etmesini beklerken o "İki bira içtim oğlum iki birayla sarhoş olmuş gibi bi halim mi var?" dedi. Yine yanlış bir yorumlama yapmışımdır diye düşündüm. Sonra yine kendime hak verdim. Kuş koysunlar yoluna mı deseydim öyle dümdüz? İyi ki dememişim. Okuyorsa selam olsun, ama o an bir kaç kuş ezmişti..
    Güzel ve enteresan bir betimleme. Bu arada yazdığın satırları okurken ; yazdıklarını bir filmin içerisinde muhtelif sekanslar olarak hayal ettim. Herhalde güzel olurdu.

    EsbaB, Tanerongunyzb Şu üyeler, Mehmet Uzunosmanoğlu adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Yamaha Clavinova CVP-503 / Roland Integra7 / Roland SonicCell / Roland Pro-E / Korg M1 / Antelope Pure2 / PMC Twenty 5.22 / SPL Performer s800 Stereo Power Amplifier / SPL Phonitor Mini / AKG K712 Pro / Audio Technica ATH-M50x / Vovox Enstrüman ve Monitör Kabloları / Vovox Power Kabloları / PC i7 4 Gb 256 Gb SSD Win7 / Sony i5 12 Gb 500 Gb SSD Win10 Pro

  10. #310
    Alıntı Mehmet Uzunosmanoğlu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Güzel ve enteresan bir betimleme. Bu arada yazdığın satırları okurken ; yazdıklarını bir filmin içerisinde muhtelif sekanslar olarak hayal ettim. Herhalde güzel olurdu.
    Hayat bir filmden ibaret hocam. Ya da filmler hayattan..
    Yaşadıkça yazabilenlerdenim ben de..

    Mehmet Uzunosmanoğlu, nacib Şu üyeler, Vbaran adlı üyemize bu mesajı için teşekkür ettiler:
    Apple MD388TU/A Quad Core İ7 8GB-500GB SSD | Logic Pro X

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:33.
Powered by vBulletin® Versiyon 4.2.5
Copyright © 2018 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
Webmaster Düzenleme Can KIRCA
© 2010-2017 MüzikTeknolojileri.net ®
vBulletin like sistemi:eTiKeT™