Müzik insanla birlikte başlayan ve gelişen bir olgu olduğu için "Türk Müziği Tarihi" denildiğinde ilk Türklerden bu yana olan tarihi düşünmeliyiz. Türklerin atası sayılan Altaylılardan Hunlara, Göktürklere, Uygurlara, Karahanlılara, Gaznelilere, Selçuklulara, Osmanlılara ve Türkiye Cumhuriyetine gelinceye kadar geçen 6000 yıllık süre içinde müziğimiz kaçınılmaz olarak birçok değişime uğrayarak gelişmiştir.

Altaylılar, Hunlar, Göktürkler, Uygurlar dönemlerinde dinsel, törensel ve askeri müzik olarak gelişen müziğimiz ilk olarak Karahanlılar döneminde (840-1212) büyük Türk bilgini Farabi (874-950) Musikiye Giriş Kitabı ile Büyük Musiki Kitabı ile Türk müziğinin ilk kuram kitaplarını yazdı. Ayrıca bu dönemde Kaşgarlı Mahmut yazdığı ünlü Divan-ı Lügat-it Türk'te Türk müzik kültürüne ilişkin çok önemli ve kapsamlı bilgilere yer verdi.

Gazneniler döneminde, dönemin kültür ve sanat başkenti olan Gazne'de Türk Müziği; Arap, Fars ve Hint Müzik kültürleriyle yoğun bir etkileşim gösterdi, makamsal müziğin belli özelliklerini edindi.

Anadolu Selçukluları döneminde Türk Müzik Kültürü Klasik Türk Müziği ve Halk Müziği olarak yeni bir oluşum ve gelişim evresine girdi. İnançsal müzik bu dönemde - özellikle tekke müziği- Orta Asya Türk dinsel müziği birikimlerinin anadoluda harmanlanmasıyla çok gelişti. Mevlana(1207-1273) kentsel tekke müziğinde, Yunus Emre (1240-1320) kırsal tekke müziğinde belirleyici oldular. Azerbaycanlı Türk bilgini Urmiyeli Safiyüddin(1224-1294) dizgesel Türk müziği sisteminin açıklamasını yaptı, ortaya koyduğu sistem ve kuramla tüm Orta ve Yakın Doğuya yayıldı ve yerleşti. Yazdığı Kitab-ül Edvar ve Şereffiye daha sonraki tüm kuram kitaplarının temeli oldu. Aynı ülkeden Abdulkadir Meragi(1360-1435) Cami-ül Elhan kitabıyla ve diğer eserleriyle Türk müziğini ve onun kuramlarını daha da geliştirdi.

Osmanlı döneminde (1299-1922) Türk müziği üç kıtaya yayılarak tam bir dünya müziği oldu. Mehterhane, Enderun musiki mektebi, Mevlevihane ve tekkelerle müziğimiz çok yönlü ve etkin bir yapıya kavuştu. Yeni makamlar ve usuller kullanıldı, besteleme ve seslendirme açısından çok yüksek düzeylere erişildi. Kuram ve kuramsal çözümleme geleneği canlılığını korudu, çok çeşitli kuram kitapları yazıldı. Çeşitli müzik yazı sistemleri oluşturuldu, bunlarla günümüze kadar ulaşan yüzlerce yapıt yazılaştırıldı, ancak belleğe dayalı meşk yöntemi etkinliğini sürdürdü. Türkiye Cumhuriyetinde ise batılılaşmanın da etkisiyle Türk müziği zaman zaman yasaklanmış, ihmal edilmiş ve özen gösterilmemiştir. Müziğimiz ancak bu işe gönül verenlerin gayretleriyle bugünlere gelmiştir.

Günümüzde Türk müziğinin gelişmesine ve yaşatılmasına katkıda bulunan kurumlar Türk Müziği Devlet Konservatuarı, TRT Radyoları, amatör Türk Müziği koroları ve Üniversitelerde faaliyet gösteren öğrenci korolarıdır.

Konu:buradan kopyalanmıştır daha fazla bilgi için Sadece Üyeler Linkleri Görebilir... Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
Sadece Üyeler Linkleri Görebilir... Müzik Egitimcilerinin sitesi